Başrülünü başarılı oyuncu Emma Thompson’ın üstlendiği “Nanny McPhee Büyük Patlama” 11 Haziran 2010’da Türkiye sinemalarında gösterilmeye başlanıyor. Dünyanın en ünlü dadısınaın macerasına yakında bakalım istedik.“Size çalışma şeklimi anlatayım.
Bana ihtiyacınız varsa ve beni istemiyorsanız… kalmak zorundayım.
Ama beni istiyorsanız ve bana ihtiyacınız yoksa… gitmek zorundayım.”
DADI GERİ DÖNÜYOR
Nanny McPhee’nin başarısının ardından beş yıl geçtikten sonra, Emma Thompson ve prodüktör Lindsay Doran bir kez daha Working Title Films ile, her nesilden çocuğun sevdiği büyülü ve etkileyici masalı meydana getirmek için, güçlerini birleştirdi.
Lindsay Doran şöyle açıklıyor: “Her zaman ilk Nanny McPhee filmini ‘sihirli dadı ve dünyanın en kötü yedi çocuğu karşı karşıya’ olarak tanımladık. Sanırım bu filmler hep bunun hakkında olacak. Yani yaramaz çocuklar ve onlara yardım etmek için gelen sihirli dadı hakkında. İlk film ile ikinci film arasındaki en belirgin fark şu ki, ilk film bir ebeveyn ile çocukları arasındaki mücadeleyi anlatırken, yeni film çocuklarla başka çocukların arasındaki mücadeleyi anlatıyor. Nanny McPhee bu çocuklara beş yeni ders öğretmek ve onlara sadece birbirleri ile nasıl geçineceklerini değil, aynı zamanda kavga etmeden daha yapıcı bir biçimde sorunlarını nasıl çözeceklerini de göstermek zorunda.’’
Yazar/Yapımcı ve Aktris Emma Thompson şöyle ekliyor:’’ İki filmde de, yokluk duygusu hakim. İlk filmde, bu yokluk o çağ için normal bir şekilde çok fazla çocuğu olan Bayan Brown’ın ölümü sebebiyle ortaya çıkıyor. İkinci filmde ise, savaştaki bir babanın eksikliği hissediliyor ki bu da o dönemin bir gerçeği ve ne yazık ki günümüzün de gerçeği.’’
Thompson, daha ilk filmin yapımı aşamasında yeni filmin hikayesini oluşturmaya başlamış ve senaryoyu, takip eden üç yıl içerisinde yazmış. Tüm süreç boyunca, Thompson orijinal hikayenin ruhunu korumaya çalışmış. Nanny McPhee karakteri, Christianna Brand ve kuzeni Edward Ardizzone’nin (Nurse Matilda kitaplarını resmeden kişi) ailesinin uyku masallarının ana karakteri Nurse Matilda’dan doğmuş. Masallar nesilden nesle aktarılmış ve her nesilde alenin kötü huylu çocuklarına ve onları uysallaştırmaya gelen doğaüstü güçlere sahip dadıya bir şeyler eklenmiş. Christianna Brand bunları ilk olarak 1960’lı yıllarda kaleme almış ve o zamandan beri de Thompson senaryolarında bu zamanüstü kaliteyi korumaya çalışıyor. Hikaye ve karakterler yeni olabilir ama Nanny McPhee ve Nurse Matilda hikayelerinin temel özellikleri, kadının verdiği dersler, çocuklar onu gördükçe görüntüsünün giderek güzelleşmesi, sihirli değneği, ona ihtiyaç kalmadığında ama kalması istendiğinde gitmek zorunda olması; genel anlamda aynı.
Emma’nın senaryosuna hayat vermek için yönetmen Susanna White seçildi. Prodüktör Eric Fellner şöyle diyor: ‘’Susanna’nın televizyon filmleri ve tiyatro oyunları muhteşem ve bizi ona bunlar götürdü. Projeye eşsiz bir hassasiyetle yaklaştı ve bu işte çok tutkuluydu. Bence bu film onun yetenekleri ve uzmanlığı konusunda çok şeyi ortaya koyuyor.’’
White, senaryonun ilk eline geçtiği zamanı şöyle anlatıyor: ‘’ Generation Kill’deki Amerika’nın Irak İşgali için gün boyu Afrika’da büyük patlamalar yönetiyordum. Akşam döndüm, senaryoyu okudum ve o anda hikaye ile aramda bir bağ oluştuğunu hissettim. İlk filmi beğenmiştim ama sanırım beni yeni senaryoya çeken şey, işlerin üstesinden gelemeyen, çaresizce hayatını devam ettirmeye çalışan bir annenin hikayesiydi. Emma ve Kirk Jones’un ilk filmde yarattıkları hayali varlığı, sihirli dadı Nanny McPhee’yi çok beğenmiştim, korkunç ama korkunçluğu tehlikeli olmayan bir varlıktı. Bence bir ikon yarattılar.’’ White aynı zamanda, The Railway Children and The Sound of Music gibi komedi ve duygusallığı birleştiren klasik aile filmlerinden de etkilenmiş ve ‘’Filme gerçek duygusallığı katabileceğimi düşündüm’’ diye ekliyor.
White televizyon ve belgesel film altyapısının, senaryoda çalışma şekline yardımcı olduğunu söylüyor. Şöyle devam ediyor: ‘’Bence belgesel film deneyimimin bana sağladığı en büyük fayda, birçok farklı duygusal durumdaki insanı anlayabilme yeteneği ve bunu her zaman işlerimde bir ölçüt olarak kullandım. İnsanlar ölürken, bebekler doğarken, büyük matemler sırasında, her türlü kutlamada ben oradaydım ve bence kameranın karşısındaki şeyin ne zaman gerçek hissettirdiğini anlayabiliyorum. İşte bunu hayali bir dramada kullanmak istedim.’’
PES ETME, SİLKELEN, HER ŞEYE YENİDEN BAŞLA
Yeni bir Nanny McPhee filmi yapma düşüncesi tamamen yeni bir hikaye oluşturulmasını gerektirdi. Doran şöyle anlatıyor: ‘’ Christianna Brand’in yazdığı Nurse Matilda kitaplarını okumayanlar, ilk filmi ilk kitap üzerine, ikinci filmi de ikinci kitap üzerine çektiğimizi düşünebilir. Ama Emma ilk filmin senaryosunu yazarken üç kitabında tüm karakterlerini çekip çıkardı ve açıkçası geriye pek bir şey kalmamıştı. Sıfırdan başlamak zorunda kaldı.’’ Ama yeni hikaye ne olabilirdi? İlk düşünce Nanny McPhee’nin Brown ailesine dönerek yeni bir takım sorunları çözmesi, oldu. Doran anlatıyor: ‘’ Bir zamanlar bir yönetmen arkadaşım şöyle demişti, ‘Sadece bir karakterin hayatındaki en önemli günün filmini yapmalıyız. Kim bir karakterin hayatındaki en önemli ikinci günü merak eder ki?’ O arkadaşım bu söyledikleriyle karakterlerin aynı olduğu ve yaşadıkları sorunların ilk filmdeki kadar önemli ya da büyük olmadığı devam filmlerinden söz ediyordu.’’
Çözüm Nanny McPhee’yi zaman ve mekanda seyahat ettirerek yeni bir aileyi ziyaret etmesini sağlamaktı. Fellner anlatıyor: ‘’Nanny McPhee biraz Batman’e benziyor çünkü sihirli güçleri var ve o anki durum için ne gerekliyse onu gerçekleştirebiliyor.’’ Thompson şöyle ekliyor: ‘’ Nanny McPhee’nin yaşı ve zamanı yok. Kaç zamandır aileleri ziyaret ediyor ve şimdiye kadar kaç aileyi ziyaret etmiştir kimse bilmiyor. Ona zamanda yolculuk yaptırmaya karar verdiğimizde, onu nereye götüreceğimi çok iyi biliyordum -- savaş zamanı. Babası savaşa gitmiş ve annesi her şeyin üstesinden gelmeye çalışan bir aileyi ziyaret etmesini istedim. Böylece çocuklar için yeni sorunlar, ebeveynler için yeni sorunlar ve Nanny McPhee için öğretecek yeni dersler olacaktı.’’ Bir diğer karar da savaşı belirsiz kılmaktı. Zaman birçok yönden 1940’lara ve 2. Dünya Savaşı dönemine benzemekte ama bu tam bir tasvir değil, sadece bir benzerlik. Doran şöyle açıklıyor: ‘’Bu filmdeki savaşın, tüm savaşlara bir gönderme yapmasını istedik. Filmin körü körüne belirli bir zamanda belirli bir dönemi anlatmasını istemedik. Bu yüzden biz de buna ‘bir yerde 40lar’ dedik ki bu dönemin 2. Dünya Savaşı dönemine çok benzer yanı olsa da, aslında çok eşsiz bir görünümü var.’’
Nanny McPhee’yi başka bir yüzyıla götürme fikri başka yararlar da sağladı. Yeni filmde, daha önce Nanny McPhee’den terbiye almış birden fazla yetişkinle karşılaşıyoruz. İlki Çavuş Jeffreys. Norman ve Cyril’in Savunma Bakanlığı kapısında rastladığı kocaman bir asker. Filmde bu askeri canlandıran Nonso Anozie şöyle söylüyor: ‘’Çavuş Jeffreys Savunma Bakanlığı’nda bir kapı muhafızı ve ilk bakışta çok korkutucu bir karakter. Ama Nanny McPhee sahnede belirince, onun filmdeki diğer çocuklar gibi bir zamanlar savunmasız biri olduğunu anlıyorsunuz. Ve tabii Nanny McPhee’yi görünce o eski haline geri dönüyor.’’ Nanny Mcphee, Çavuş Jeffreys’i hazır duruşta gördüğünde ona, ‘’Görüyorum ki, Üçüncü Ders öğrenilmiş’’ diyor. Thopmson şöyle açıklıyor: ‘’Birçok insan, Çavuş Jeffreys’in üçüncü dersinin ne olduğu konusunda tahminde bulundu ama cevap çok basit, ‘Dik Durmak’. Bu, Çavuş Jeffreys’in hiç unutmadığı bir ders. Aslında o da kendini en fazla dik durması gereken yerde bulmuş tabii ki.’’ Nanny McPhee’nin daha önce eğittiği çocuklardan biri de filmin sonunda ortaya çıkıyor. Bu da bizim Bayan Docherty olarak bildiğimiz karakter. Oyuncu Dame Maggie Smith tarafından canlandırılıyor. Tabii karakterin asıl ismi ilk filmden Baby Agatha Brown, ama yeni filmde büyümüş olarak karşımıza çıkıyor.
Savaş zamanı geçen bir hikayenin başka bir ilgi çeken yanı da film kadrosundaki karakterleri etkileme şekli. Bu zaman ve mekanda, erkeklerin çoğu savaşıyor. Geri kalanların hepsi yaşlı kişiler (Bay Docherty, Çiftçi Macredia), başka şekilde askere alınmış kişiler (Lord Grey’in şoförü Blenkinsop) ya da kurnaz ve üçkağıtçılar (Phil Amca). Bu da bizi kadınlar ve çocuklarla dolu bir dünya ile karşı karşıya bırakıyor. Bu dünyada geri kalanlar, savaşa giden erkeklerin işlerini yapmakla yükümlüdür. Bayan Green ve çocukları tamamen çiftliğin bakımından sorumludur. Bu arada Phil’in sık sık ziyaret ettiği kumarhaneyi Bayan Big (muhtemelen olmayan Bay Big ile evli) devralmıştır. Phil, Bayan Big’in iki kadın katili tarafından tehdit edilir çünkü tüm erkekler savaşa gitmiştir. Katil kadınlar, Bayan Topsey ve Bayan Turvey yeni işlerinden zevk alıyor gibi görünürler ve şu tahminde bulunmak hiç zor olmaz ki, erkekler evlerine dönse dahi bu hanımlar işlerini pek bırakacağa benzememektedirler.

