Dram | Gerilim | Suç | 155 dakika
Vizyon tarihi: 13 Ocak 2012IMDB Puanı: 8.30
Dil: İngilizce
Yönetmen: David Fincher
Senaryo: Steven Zaillian (+1)
Başroller: Daniel Craig , Rooney Mara, Stellan Skarsgård
Stieg Larsson'un aynı adlı romanından Niels Arden Oplev tarafından sinemaya uyarlanan "Män som hatar kvinnor", sadece ülkesi İsveç'te değil bir çok ülkede oldukça ses getirince yeniden çevriminin yapılması farz oldu. Bu yeniden çevrimde yönetmen koltuğuna ünlü yönetmen David Fincher oturdu. Orjinal filmde Michael Nyqvist ve Noomi Rapace'in canlandırdığı karakterlerin yerini Amerikan versiyonunda Daniel Craig ve Rooney Mara alıyor.
Öykünün bir labirentten farksız yapısında cinayet, yozlaşma, aile sırları ve 40 yıllık bir gizemin peşinden koşan iki beklenmedik ortağın iç mücadeleleri yer alıyor. Mikael Blomkvist, yalan haberle suçlandıktan sonra şerefini kurtarmaya karar veren bir finans muhabiridir. İsveç’in en zengin sanayicilerinden olan Henrik Vanger tarafından, geniş ailesinin bir üyesi tarafından öldürüldüğüne inandığı sevgili yeğeni Harriet’ın uzun zaman önceki kayboluşunu araştırmakla görevlendirilen gazeteci, başına geleceklerden habersiz bir şekilde, donmuş İsveç kıyılarının açığındaki bir adaya doğru yola çıkar.
KADRO
Daniel Craig (Mikael Blomkvist)
Rooney Mara (Lisbeth Salander)
Stellan Skarsgård (Martin Vanger)
Robin Wright Penn (Erika Berger)
Christopher Plummer (Henrik Vanger)
Joely Richardson (Anita Vanger)
Steven Berkoff
Geraldine James (Cecilia Vanger)
Arly Jover (Liv)
David Dencik (Gustaf Morell )
YORUM YAZ
YORUMLAR (14)
Orginal filmin büyük hayranı olarak beğenmedim. Öncelikle Rooney Mara bu rol için olabilecek belki de en yanlış seçim. Hem çok güzel, hem de kadınsı ve narin. Noomi Rapace'i ilk gördüğümde hissettiklerimi anlatamam. O Lisbeth'ti. Kurgu bir karakter değildi. Gerçek bir insandı. Rooney Mara bu hissin yanına bile yaklaşamıyor. Hatta komik. David Fincher'ı çok sevmeme rağmen filmin ilk dakikasından itibaren atmosfer yaratmak konusunda sınıfta kalmış. Bir türlü filmin içine giremedim. Karakterler sanırım oyuncuların beceriksizliği nedeniyle tek boyutlu kalmışlar. Bu da filmin samimiyetsizliğini arttıran bir etken olmuş. Açılış jeneriği tek kelimeyle muhteşem olmasına rağmen bana göre çok gereksizdi. Sanırım Fincher'ın filminden umudu yoktu bu etkileyici başlangıçla izleyiciyi tavlamaya çalıştı. Çok yanlış bir hamle olmuş. O açılıştan sonra zaten yüksek olan beklentim daha da yükseldi. Ezcümle ne yazık ki benim için amerikan sinemasının yeniden çevirip hiç ettiği filmler katagorisine ait. Tavsiye etmiyorum




























Karanlık,sert,baştan çıkarıcı ve gizemini -seyirciyi allak bullak eden diyaloglarıyla- sonuna kadar koruyan bir film.18 yaş sınırını hak etmiş. İyi bir kitap okuru kadar iyi bir izleyiciyide esir alan karlı bir film.Ama sinemadayken olura gözünüze soka soka cep telefonlarını açanlar olursa kükremekten çekinmeyin. Ya da çağırın o kızı ! o telefonları o yaratıklara ne yapacağını çok iyi biliyor. Ha bunu da filimi izledikten sonra anlayacaksınız. Onların hepsine gabardin !diyorum. Vay be monta da yazık oldu ....Gözüm kaldı yavv..