CEVAP YAZ
CEVAPLAR
- toplam: 11 cevap
Filmografisinin yarısını izleyebildim.Oyum Çılgan Aptal Aşık'a..Adam filmin içinde film gibi duruyordu.Acaip kıskandım :)
kendisi çok takdir ettiğim bir oyuncudur,tüm hemcinslerim gibi HER YÖNÜYLE takdir ederim:)) ben oyumu half nelson a verdim ama en iyi performansı henüz izlemediğim olandır diye düşünüyorum, zira henüz drive ı izlemedim:)
Akşama kadar bekleyemedim ankete katılmak için :) yakışıklılığını çekemediğim, oyunculuğundan büyük keyif aldığım Ryan Gosling seni küçük photoshop şaheseri :)
İleride daha iyi bir oyuncu olacak kesinlikle. Tabii en önemli kozu bana göre doğru işlerde rol alması. İyi bir seçici olması, henüz yolun yarısını katetmeden akılda kalıcı performanslar. Drive ı henüz izlemediğim ve filmine gönülden bağlı olduğum için oyum Stay e.
enterasan bir havası olan bir aktör, tarzı var, durağan, dram filmlerinin oyuncusu izlediğim her filmde farklı bir Ryan Gosling var ve ben en çok bu yönünü seviyorum hep bir melankoli hali var gibi....romantik komediye yakışan aksiyon filmlerinde devleşen bağımsız yapımlarda ismini hafızalara kazıyan ve umut vadeden böyle oyuncuların varlığı bir nebzede olsa geçmişi yad etmemizi sağlıyor ,seçici olması ve yaptığı işlerin kaliteli olmasının gerektiğinin de farkında olması...nesli tükenen aktörlerden biri benim için...
Gerçekten de filmlerinde büründüğü karekterlermi etkili yoksa gerçekten yakışıklı olmasımı bilmiyorum yada soğuk duruşumu bir gerçek var oda yıldız parlayacak kimse için olmasada benim için öyle.
forum için teşekkürler, elinize sağlık:)
Altın çağını yaşayan ve daha yolun en başında bu kadar iyi proje ve bizi kendine hayran bırakan ender bir oyuncu onun olduğu her filmi kuşkusuz izledim ve izlemeye devam edicem.Blue Val,
Stay, Drive sonra Fracture filmleriyle seyredenleri büyüleyen oyuncu Ryan Gosling’in kariyerindeki filmleri seyrettik ve şimdi karşımızda olan Ryan Gosling manzarasının bir sürpriz olmadığını gördük half nelson ile birlikte efsane olduğu ve indie yapımlarıyla göz doldurur.Yazılıcak daha pek çok şey var sığmaz benim için bakışlarına hastayım daha ne olsun diyorum.
Tamam doğan.Açıklama yapmak zorunda değilsin :))))
Keşke tüm filmografisi ankette olsaymış. Benim çok sevdiğim ve aynı oranda başarılı bulduğum bir oyuncudur kendisi. Her performansı birbirinden değerlidir. İlla sıralama yapacaksam benim için İnançlı filmi ilk sırada gelir. Bu ankettede oyumu Gitme filmine verdim.
En başta tüm filmler için hazırlıyordum ama sayfayı uzatıp insanları sıkmaktansa son 10 filmi olsun dedim. Zaten toplamda 16 filmi var, ilk filmlerinde de ufak rollerde genelde.
ben de stay dedim. :)
Derinden ve şimşek geldi gibi geldi bu adam :) Şu ara her iyi projede adına denk gelir oldum, güzel olmuş bu çalışma :) Ben Blue Valentine diyorum :)
Kendisinin tüm filmlerini izlemiş olma gibi bir durumum var.Ve bana kalırsa en iyi performansı Oscar adaylığı kazandığı Half Nelson'dır.Lars and the Real Girl'de de çok iyiydi ancak ondan sonra bir düşüşe geçti.Blue Valentine'da ilk bakışta tatmin edici gözükse de bir anlamda kendini tekrar ediyordu maalesef ki..Neyse ki 2011'de eski günlerini yakaladı.Drive'da da iyi olmasına rağmen ben The Ides of March kariyerinin en iyi performanslarından biri olduğunu düşünüyorum.Umarım bu hızla ve kaliteyle devam eder yoluna..Şöyle bir sıralama yaparsak;
1-Half Nelson
2-The Ides of March
3-Lars and the Real Girl
4-Drive
5-Blue Valentine
6-Stay
7-The Notebook
8-All Good Things
9-Crazy, Stupid, Love
10-Fracture
Tamamıyla katılıyorum! Half Nelson'da olağanüstüydü. Herkesin bildiği aşk öyküleri Blue Valentine ve The Notebook'ta da iyi olmasına rağmen kendine göre 'sıradan'dı, role kattığı pek bir şey yoktu. Lars and the Real Girl her ne kadar basit bir film gibi görünse de Ryan'ın performansı dört dörtlüktü. Drive ve The I des of March için söylenecek söz yok zaten...
Pek Tanınan Bir Oyuncu Olduğunu Zannetmiyorum Filmografiye Baktımda Yeni Parlayan Birisi Gibi Geliyor Bana Cinayet Gecesini İzlemiştim Sanırım Ama Adamın Performansıyla İlgili Bişey Hatırlamıyorum :) Yinede Anket Sonuçlarını Görmek İçin O Filme Oy Vericem :)
- toplam: 11 cevap
















Ryan Gosling son dönemin en öne çıkan ve yetenekli oyuncularından biri, öyleki döneminin en iyisi olarak gösteriliyor. Peki Gosling'in en iyi performansı hangisi?
THE IDES OF MARCH
Beau Willimon'ın oyunundan uyarlanan film, acemi başkan adayının yanında çalışmakta olan idealist bir elemanın, politikanın kirli taraflarını öğrenmek adına yaşadıklarını anlatıyor.
Stephen, Vali Mike’ın seçim kampanyasında çalışırken Ohio’da tam bir siyasi mücadele yaşanmaktadır. Rakip adayın kampanya başkanı, Stephen’a onların ekibine katılmasını teklif eder. Stephen patronunu bu tekliften haberdar etme gafletinde bulunur, durumu lehine çevirebilmek için Vali Mike’ın kişisel bir sırrını açık etmek üzere harekete geçer.

CRAZY, STUPID, LOVE
Dışarıdan bakıldığında Cal Weaver'ın (Steve Carell) kusursuz bir hayatı vardır: mükemmel bir işe, harika bir eve sahiptir ve gençlik aşkı karısı olmuş, ona sevimli çocuklar vermiştir. Fakat Cal'in gördüğü Amerikan rüyasından karısı Emily'nin (ulianne Moore) onu aldattığını ve dahası ayrılmak istediğini öğrenerek uyanır.
Artık 40'ında yalnız bir adam olan Cal çapkınlıkta ve flörtleşmekte genç Jacob (Ryan Gosling), o kadar iyi değildir. Bir barda taşıtığı Jacob'ta gerçekten şeytan tüyü vardır ve Cal'a bekar bir hayat sürdürmenin püf noktalarını bu adam öğretecektir. Bir yandan da ergenliğe giren çocuklarıyla ilişkisini dengelemeye çalışan Cal kendini bir aşk üçgenini çözmeye çalışırken bulur!

DRIVE
'Drive'; Hollywood'da dublörlük yapan ve araba kullanmaktaki ustalığı nedeniyle geceleri de soygunlara katılan bir araba sürücüsünün (Gosling) yaşamını merkeze alıyor...
Sürücünün yasa dışı hayatı, güzel komşusu Irene'nin (Mulligan) hapisteki kocasına yardım etmeyi kabul etmesiyle daha da tehlikeli bir hale bürünür. Zira bir anda kendisini Los Angeles'ın en tehlikeli adamlarının hedef listesinde bulur. Şimdi hem kendi hayatını, hem Irene ve oğlununkini kurtarmak için yapacağı tek şey en iyi bildiği şekilde sadece araba sürmektir!
James Sallis'in romanından Hossein Amini tarafından uyarlanan filmin başrollerinde bağımsız yapımların prensi Ryan Gosling, son dönemde yıldızı parlayan ve bu sene 'Never Let Me Go'daki performansıyla harikalar yaratan Carey Mulligan, 'Breaking Bad' ile üst üste üç Emmy kazanan ve sinemada daha fazla görmek istediğimiz yetenekli aktör Bryan Cranston bulunurken, yan roller de önemli isimlere emanet edilmiş: Albert Brooks, Christina Hendricks, Ron Perlman ve Oscar Isaac.
Film 64. Cannes Film Festivali'nden En İyi Yönetmen Ödülü ile dönmüştü...

ALL GOOD THINGS

New York tarihinin çözülememiş, en meşhur cinayet davalarından birini konu alan, aşk ve gizemin bir araya geldiği filmde, 1982'de karısı Kathie ortadan kaybolduktan sonra eşinin katili olmakla suçlanan emlak kralı Robert Durst'un hikayesi anlatılıyor.
Senaryo gerçek deliller, dava kayıtları ve spekülasyonların biraraya getirilmesiyle kurgulanmış.
BLUE VALENTINE
Dean ve Cindy’nin evlilikleri büyük bir başarısızlığa uğramıştır. Hayatlarının bu trajik sürecinde çift, gençlik yıllarına ve birbirlerine aşık oldukları zamanları hatırlamaya çalışırlar.
Film zıt kavramları karşı karşıya getiriyor. Sevgi nefrete, geçmiş günümüze, hayal gerçeğe, gençlik yaşlılığa, erkek kadına karşı geliyor.

LARS AND THE REAL GIRL
Abisi Gus ve karısı Karin'in evlerinin garajında yaşayan Lars, babası öldükten sonra içine kapanmış, insanlarla iletişim kurmaktan ve yakınlaşmaktan çekinen bir gençtir.
Lars'ın durumu için endişelenen ve onu ailenin bir parçası yapabilmek için çabalayan Karin ve Gus, Lars'ın bir kız arkadaşı olduğunu öğrenince sevinseler de, gelin adayının internetten sipariş üzerine gelmiş plastik bir kadın olduğunu görünce sevinçleri pek uzun sürmez. İşin zor kısmı ise Lars etkilenmesin diye yeni kız arkadaşı Bianca'ya gerçek muamelesi yapmak zorunda kalacak olmalarıdır.

FRACTURE

Thomas Crawford soğukkanlı bir şekilde kendisini aldatan karısını öldürmüş ve olay yerine polisleri çağırmıştır. Olay yerine gelen polis Rob Nunally şoktadır; çünkü cinayete kurban giden kadın sevgilisi Jennifer’dır. Crawford davası, başarılı avukat Willy’nin yeni kariyerine başlamadan önce bakması gereken son davadır. Başta her şey basit gibi gözükmektedir, Thomas Crawford karısını öldürmüştür. Ancak, Thomas’ın silahının cinayet silahı olmadığı anlaşılınca işler karışmaya başlar…
HALF NELSON
Dan Dunne, alışık olduğunuz öğretmenlerden birine benzemiyor. Hayır, sadece öğrencilerine varoluştan, Amerikan İç Savaşı’ndan, özgür düşünceden, diyalektikten bahsettiği için değil; sınıf içinde son derece dinamik ve öğrencileri ile sağlam ilişkileri olan bir insan iken sınıf dışında uyuşturucu bağımlılığının pençesinden bir türlü kurtulamayan ve hep bir kaybeden olmaya mahkum bir insan olduğu için de...
Gece ve gündüz, siyah ile beyaz kadar ayrıdır birbirinden onun için. Bu iki farklı yaşamını birbirinden ayrı tutmayı hep başarmış olsa da, bir gün öğrencilerinden biri olan Drey tarafından tam anlamıyla ’yakalanır’. Çok büyük zorluklarla başaderek yaşamak zorunda olan Drey, Dan’i elevermeyi hiçbir zaman düşünmez. Öğretmeninin sırrını tutması ile ikili arasında sıradışı bir arkadaşlık doğacaktır.

STAY
New York’lu psikiyatrist Sam Foster için hayatında önce işi gelmektedir. Zamanla bütün işi gücü, intihara eğilimi sanat öğrencisi Henry Letham oluverir.
Sanat dünyasının intiharlı sonlarından etkilenen Letham, 21. yaş gününde hayatına son vermeyi planlamaktadır. Sam Foster, hastasına yardımcı olmaya çalışırken kendi yaşamının kontrolünü kaybetmeye başlar. Artık gerçek ve düş’ün birbirini kovaladığı bir dünyaya adım atar. Bu dünyada hem kendisi hem de hastası birer gizeme dönüşür. New York da artık aynı şehir değildir.

THE NOTEBOOK
Sararmış bir not defterinden anlatılan ve yıllar önceden kopup gelen bir aşk hikayesi. 40’lı yıllarda ABD, Kuzey Karolayna’daki sahil kasabası Seabrook’a genç bir kız gelir. Ailesiyle geçireceği sakin bir yazı hayal eden Allie bir karnavalda tanıştığı Noah’la yakınlaşır. Noah kızı gördüğü anda hayatını birleştirmesi gereken insan olduğunu anlar.
Genç kız zengin bir ailen geldiği ve delikanlı da değirmende çalışan bir işçi olduğu halde geleceği hiç düşünmeden rüya gibi bir yaz geçirirler ve iyice aşık olurlar. II. Dünya Savaşı’nın kızıştığı bir dönemde hayat, aşıkları ayırıverir. Sevdiği kızı aklından hiç çıkarmamış olan Noah savaştan döner. Oysa Allie gönüllü olarak çalıştığı bir askeri hastanede tanıştığı Lon ile evlenmek üzeredir.
