Festival beşinci gününde, yabancı konukların şehre ayak basması ve merakla beklenen galaların birer birer gerçekleşmesi nedeniyle en hareketli gününü yaşadı.
- 18. Adana Altın Koza Film Festivali dördüncü gününü "Sinema Dayanışma Gecesi ve Konseri" adlı etkinlikle noktaladı. Ece Erken ve Vatan Şaşmaz'ın sunduğu gece 20.30 civarında Mimar Sinan Amfi Tiyatrosu'nda Yeşilçam'ın usta isimleri ve genç oyuncuların halkı selamlamasıyla başladı. Geceye özendikleri her hallerinden belli Yeşilçam emektarları tanıtım cümlelerinin ardından koşar adımlar ve büyük coşkuyla, sırayla sahneye çıkarak ellerindeki çiçekleri halka dağıttı. Nuri Alço'dan Şerif Sezer'e yirmiye yakın usta ismin selamlama töreni bittikten sonra Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz eşiyle birlikte sahneye çıkıp bu unutulmaz kareyi tamamladı. Dakikalar süren havai fişek gösterisinin ardından şarkıcı Funda Arar sahne alarak Adana halkına coşku dolu anlar yaşattı.
- İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin Fransa'ya girmesinin ardından Türk Hükümeti'nin Türk Yahudilerini koruma altına alıp Auschwithz'ten kurtararak Türkiye'ye göndermesini anlatan belgesel "Türk Pasaportu" festival kapsamında gösterildi. Metropol sinemasında yapılan Türkiye galasına filmin yönetmeni ve orijinal müziklerini yapan ekip katıldı. Festival konuklarının yanı sıra Adana halkı salonda boş koltuk bırakmadı. Arşiv görüntülerini canlandırmalarla destekleyen ve Türkiye'ye gönderilen trenlerdeki Yahudilerle yapılan röportajlardan oluşan filmin en büyük başarısı prodüksiyon tasarımıydı. Jenerikten itibaren isimler dışında tek kelime Türkçe yazı olmamasının yanı sıra filmin dokusu da Avrupa-Amerika filmlerini bire bir tutuyordu. Filmin herhangi bir noktasından giren kimse Türk yapımı izlediğini anlayamazdı. Neyse ki bu bir handikapa dönüşmedi. Filmde röportaj yapılan isimlerin her birinin 75 yaşın üzerinde olması, hatta son sekiz ay içerisinde iki tanesinin daha vefat etmesi nedeniyle duygusal davranılarak bu görüntülere fazla yer verilmiş. Bu da filmin fazla diyalog içermesine neden olmuş. Müzik kullanımının da had safhada olduğu "Türk Pasaportu" yer yer yorucu olsa da ilginç konusu ve prodüksiyon kalitesi sayesinde başarılı bir toplama ulaşmış.

- "Simurg" filminin galası problemlerle başladı. Ruhi Karadağ imzalı belgeselin gösteriminde festival konuklarına ayrılan koltuklar için halka da bilet kesildiğinden başlangıç gecikti. Seyirciler basamaklarda da olsa filmi izlemek istedi. Ruhi Karadağ'ın oyuncularını takdim etmesinin ardından film başladı. 1996 senesinde F tipi cezaevlerini protesto etmek amacıyla ölüm orucuna başlayıp 69 günün sonunda Wernicke-Korsakoff hastalığına yakalandıkları için serbest bırakılan bir grup insanın peşine takılan ve onların öyküsünü anlatmayı deneyen Ruhi Karadağ'ın filmi televizyon için haber bülteni tadında efektler kullanılarak hazırlanmış hızlı kurgu arşiv görüntüleri ile sinemaya yakışmasa da duyguları yakalayan bir başlangıç yaptı. Dünya tarihinin en uzun süren ve en çok insanın katıldığı cezaevi eylemi sayılan 1996 ve 2000 tarihli olayları detaylandırmak yerine söz konusu engelli vatandaşları çeşitli mizansenlerin içerisine yerleştirerek duygu sömürüsüne bulanan yapıma film demek bile zordu. Yine de hassas konusu nedeniyle izleyiciler ilgiyle sonuna dek takip etti ve galanın ardından yapılan söyleşide hep olumlu cümleler kuruldu. Bu büyük acıları yaşayan ailelerin söyleşiye katılması sosyal bilinç oluşturulması açısından önemli bir eyleme dönüştü. Salonda yükümlü anneleri sloganlar attı.
- 18. Adana Altın Koza Film Festivali beşinci gününde "Vücut" filminin galasına da ev sahipliği yaptı. Hatice Aslan'ın başrolde oynadığı Mustafa Nuri imzalı bir ilk film olan "Vücut" arabesk tatlar barındıran iddialı bir yapım. 40'lı yaşlarını süren ve yaşamını Almanya'da porno filmlerde oynayarak geçirmiş Leyla (Hatice Aslan) ile çevresindeki insanlar üzerinden insan bedenini inceleyen film iyi fikirler barındırsa da fazlasıyla teatral yapısı nedeniyle başarılı bir sonuç elde edemiyor. Seçtiği konuya kıyasla cesaretsiz. Başlarda konuya bir türlü giremiyor, karakterlerini tanıştırana kadar çok vakit kaybediyor. Sonrasında gelişen aşka ve yaşanan acılara yeterli süre ayırmadığından da inandırıcı olamıyor. Perdede sürekli ağlayan ve sinir krizi geçiren insanlar var fakat özdeşleşecek veri yok. Film ertesi yapılan söyleşide yönetmen Mustafa Nuri heyecanlı ve içten tavırlarıyla sempati topladı. İlk filmini çekmiş umut vaat eden bir isim olarak tüm sorulara uzun uzun cevap verdi. En büyük alkışı alan Hatice Aslan da özellikle kadın seyirciler tarafından övgüye boğuldu. Diğer filmlere nazaran ekibin büyük kısmının salonda bulunması da Adana halkını mutlu etti.

- Belediye Tiyatro Salonu'nda "Ben Asyalıyım, Ben Afrikalıyım" isimli panel düzenlendi. Hassouna Mansouri, Atia Al-Daradji, Merzak Allouache, Ossama Mohammed, Safaa Elaisy, Kamla Abo-Zekry ve Alin Taşçıyan konuşmacı olarak katıldı.
- Festivalin beşinci günü merakla beklenen "Bir Zamanlar Anadolu'da" filminin Türkiye galası ile son buldu. Filmin başlamasına yarım saat kala Adana Cinebonus sinemasının fuayesi sağa sola koşturan yüzlerce insana ev sahipliği yaptı. Kırmızı halıdan geçen yönetmen ve oyuncular önceden belirlenen yerlere alındı. Başlama saati yaklaşırken Adanalı bir kadın seyirci elinde davetiye olmasına rağmen filme giremeyince ortalık karıştı. "İstanbul'dan gelen ekip kendi izleyecekse biz neden vergi veren Adana halkı olarak buraya geldik" diye seslenen kadını duyan filmin oyuncuları kendi salonlarından çıkıp diğer salonları gezerek ortamı yumuşatmaya çalıştı. Yedi numaralı salon yüksek sesli 'toptan sinemayı terk ederek protesto etme' fikirleriyle ateşlendiyse de bu durum yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın salona gelip izleyiciyi selamlamasıyla son buldu. Gösterildiği üç salonda da geç başlayan film yarım saat sonra izleyici kaybetmeye başladı. Beş-on dakika aralıklarla ufak gruplar salondan çıksa da geç saate rağmen Adana halkının büyük kısmı merakla bekledikleri filmi sonuna dek izledi. İlk yorumlar olumluydu. Fuayede gerçekleştirilen kısa röportajların ardından gece sona erdi.















dilinize sağlık. Bir sorum olacaktı Serkan bey;
sizin gözlemlerinize istinaden; acaba festivalin yönetilmesinde (organizasyonda) mi bir sorun varç Yoksa festival gelmiş oyuncuları gelmiş hem filmi hem de oyuncularını görelim diyen Adana halkında mı?
Ben de dün Cinebonus'taydım. Tam da Simurg filmi başlarken. Elinde bilet olup da giremeyini mi ararsınız. Mersin'den gelip de bilet için gişeden hiç satış(bilet verme) yapılmadığını belirten öğretmen gurubunun tepkisini ve festival yetkilieri ile tartışmasını mı ararsınız.
Biletlerin bir önceki seans başladıktan sonra verileceği duyurılmasına rağmen Saat 3 olmadan 17:45 seansındaki Vücut filmine yer kalmadığının belirtilmesinin ardından Festival görevlisi Ayşegül hanımın gişedeki bayan "Vücut" filmi için 100 kişilik ayırdığımız davetli rezervesi duruyor değil mi? sorması da cabası.
Size soruyorum çünkü ben bir köşeye çekilip olayları izledim. Anlam veremedim. Aklımda kalan tek şey festival yöneticilerinden birinin "Adana'da festival yapılmaz" repliği oldu. Benim aldığım karar ise gala gösterimerine katılmaya çalışmak boşuna oldu.
Sizin bu konudaki görüşlerinizi bekliyoruz. Saygıar...