"The Thing/Şey" hayal kırıklığı mı?

"The Thing/Şey" hayal kırıklığı mı?

  • KRİTİK
Hollywood filmlerinde en sık kullanılan replikleri bir araya toplayalım diye düşünülerek bir araştırma yapılsa, sonra da eğlenmek için bunları arka arkaya dizip anlamlı bir bütün oluşturalım dense; ancak bu kadar olurdu. John Carpenter klasiği "The Thing/Şey"in nasılsa aynı adlı prequeli bu hafta ülkemizde gösterime girdi ve tam olarak az önce söylediğim şeyi yapıyor. Sadece bu klişe kaldı dediğiniz anda, o da oluyor. Karakterler bildik, öykü şablon, diyaloglar herkesin ezberi. Oldukça komik. 

 
"The Thing/Şey" hareketli bir kaza sahnesiyle açılıyor. Antarktika'da buzların altında bir uzay gemisi tesadüfen bulunuyor. İnsanoğlu elbette gizli tutmayı seçip ufak bir ekiple olay yerine gidiyor. Sonraları gerektiğinde çalışmayacağı belli telsiz bile bilgi sızmasın niyetine kapatılıyor, o denli. Çok geçmeden donmuş 'Şey' kalıp halinde çıkarılıyor, ekip mutluluktan sarhoş kendini içkiye veriyor ve aksiyon tam da o beklenen anda başlıyor. 'Şey' önce öldürüyor sonra parazit olup/parazitlik yapıp insanlara yerleşiyor. Sadece organik dokuları taklit edebildiğinden vücuttaki platinler ve metal dolgular dışarı atılıyor.(Mustafa Nuri’nin Vücut filminde kullanmadığı bir öğe.) Filmin ortalarında kimlerin uzaylı parazit taşıdığını ortaya çıkarmak adına diş muayenesi yapılan evlere şenlik bir sekans bile mevcut. "Suçum diş ipi kullanmak mı?" şeklinde replikler var.
 
Hollandalı reklam yönetmeni Matthijs van Heijningen Jr. İlk denemesinde son derece başarısız bir senaryoyla yola çıkmış, John Carperter yeniden çevrimi yapmak gibi riskli ve lüzumsuz bir işe girmiş, üstelik atmosfer odaklı ve bol görsel efektli bir film yapmış. Senaryonun Türk sineması paralelinde 2011 senesinde “nen var kuzum” diye konuşulan film yazmak şeklinde açıklanabilecek durumu zaten kurtarılamaz, yapacak bir şey yok. John Carpenter filmine prequel yapma iddiasından alnının akıyla çıkmak için de o dönemi iyi etüt etmek gerekirdi, bu da yapılmamış. Karlı mekânlar sayesinde atmosfer kendiliğinden gelse de yaratık tasarımlarına bakınca, onlarda da özel bir şey başarılamamış. Sonuç, çöp. 
 
Yazarın diğer sinema yazılarının yer aldığı blog adresi http://serkancellik.blogspot.com
YORUM YAZ
YORUMLAR
henüz hiç yorum yapılmamış