Filmi izlemeyenler için uyarı: Bu yazı spoiler içermektedir.
Dardenne kardeşlerin 2011 Cannes Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmiyle Jüri Büyük Ödülü’nü paylaşan son çalışmaları “Le Gamin au Vélo/Bisikletli Çocuk”; telefonu kulağına yapıştırmış, iyice bastırırsa bir şeyler duyabileceğini ümit eden Cyril’in görüntüsüyle açılıyor. Numaranın servis dışı olduğunu duymasına rağmen ısrarla bekleyen, hatta yardımcı olmaya çalışan yetişkini yanlış numara çevirmekle itham eden çocuk bir kez de rakamları kendi eliyle tuşlamasına rağmen tatmin olmuyor. Onu yetimhaneye bırakan babasına telefonla bile ulaşamamanın öfkesiyle yanındaki adamın kolunu ısırıyor, ortalığı birbirine katıyor. 11 yaşındaki bu çelimsiz çocuk rüyasında bile babasını ve babasının ona söz verdiği bisikleti hayal ediyor.

Yetimhaneyi hapis, öğretmenleri gardiyan olarak gördüğünden uyum sağlamayı reddediyor. Okuldan kaçıp evlerine, babasını görmeye gittiğindeyse gerçeklerle yüzleşiyor. Parasızlıktan dairesini boşaltan, bir restoranda çalışmaya başlayan, Cyril’i artık istemeyen hatta ona aldığı bisikleti satan babası cesaret bulup bunları oğluna anlattığında bile çocuk kabullenme yaşamıyor. İçine kapanıp üzülmüyor. Enerji, hırçınlık ve öfkeyle hareket ediyor. Bu da Dardenne kardeşlerin yarattığı karakteri bakıp bakıp hüzünlenilecek bir yetimhane çocuğundan uzaklaştırıyor, daha fazlası yapıyor. Cyril kendi ya da sevdiği insanların ihtiyaçları için her şeyi yapabilecek fişek gibi bir karakter. Başına talihsiz olaylar gelince kurban değil, savaşçıya dönüşüyor.
Tesadüf eseri tanıştığı mahalle kuaförü Samantha’nın iyilik olsun diye bisikleti yeni sahibinden satın alıp Cyril’e getirmesiyle yeni bir sayfa açılıyor. Kadına ısınan çocuk ondan koruyucu ailesi olmasını istiyor. Fakat çok geçmeden bu durumu da asıl istediği şeye, babasına ulaşmak için bir yol olarak gördüğü anlaşılıyor. Samantha’ya ısrarla kötü davranıyor, yanında bir an bile çocuk olmamaya çalışıyor. Kadının tüm uyarılarına rağmen mahalledeki torbacının ağına düşüyor. Onun için suç işliyor. Amacı bu olmasa da kazandığı parayı babasına götürüyor. Parası olursa babasının, yine birlikte olabileceklerine inanıyor. Onu bırakmasının sebebi hep elde olmayan nedenlerdir diye düşünüyor çünkü.
Üzülünce kendi yüzünü tırmalayan, boyuna posuna bakmadan herkese kafa tutan Cyril karakteri “bir karakter yarat, o kendi filmini çeker” tarzı cümleleri doğruluyor. Dardenne kardeşler Cyril’i canlandıran Thomas Doret’ten aldıkları performansın da gücüyle unutulmaz bir filme imza atıyor. Çocuğun yatakhanede uyanmayı, insanları görmeyi, dünyaya bakmayı reddettiği bir sahne var örneğin. Bedeni o kadar ufak ki, çarşafın altında olduğundan bile emin olamıyoruz başta. Sonra şekilden şekle giriyor. Cyril’in bir çocuk gibi davrandığı tek sahne bu belki. Ne kadar çıkmak istemese de o örtünün altından; çıkıyor, açılıyor. Hayat-film onu tercihler yapmaya zorluyor.
Başrolünde bir çocuğun olduğu en iyi filmlerden biri “Le Gamin au Vélo/Bisikletli Çocuk” Çocukluk üzerine de yapılmış en iyi filmlerden biri.











