On bir yaşındaki oğullarının yüzüne parkta sopayla vuran çocuğun ailesini eve davet eden Longstreet’lerin misafirleriyle yaşadığı imtihan üzerinden sosyal tespitler yapan yeni Roman Polanski filmi “Carnage/Acımasız Tanrı” gösterime girdi.
Jodie Foster dudağı yarılan ve iki ön dişi kırılan Ethan’ın annesi rolünde filmin birbirinden iyi oyuncuları arasında başı çekiyor. Penelope’nin bazı yazarlık denemeleri olmuş, şimdi yarım gün kitapçıda çalışıyor. Aklında hep kitap yazmak var. Cowan ailesini eve davet etmek onun fikri. Batı medeniyetinin üstünlüğüne inanıyor. Şiddettin her türlüsüne karşı. Afrika’daki insanlar için üzülüyor. Oğluna vuran çocuğun suçlu olduğunu düşünüyor. Yaptığı şeyin sonuçlarının farkına varması gerektiğini söylüyor ve bu davranış biçiminin kökenine inerek tekrarını engellemek istiyor.

Kate Winslet Zachary’nin annesi Nancy. Oğlunun hata yaptığının farkında, aileye duyarlı olduğunu ispat edip görevini tamamlamak ve gitmek istiyor. Öğrenilmiş doğruları uygulama peşinde. Başarılı bir iş kadını olsa da aile kurumunu önemsiyor. Kocasının sürekli telefonla görüşmesinden rahatsız. İlgi bekliyor. Güçlü görünmek uğruna üzüntü ve siniri hep maskeliyor, o da midesine vuruyor. Elit tavırları alkolün süper egosunu kırmasıyla yerini gerçek kimliğine bırakıyor.
John C. Reilly Penelope’nin kocası rolünde film ilerledikçe güçlenen bir oyun sergiliyor. Michael basit bir adam. Sifon, musluk gibi malzemeler satıyor. Kaliteli viski ve puronun peşinde koşacak, ailesine güzel bir hayat sunacak kadar kazanıyor ama yine de yaptığı iş esnaflık olduğundan Cowan ailesinin saygısını kazanamıyor. Eşi de sığlığından şikâyetçi. Uzun süre Penelope’yi desteklemeye çabalasa da aslında onların çocuk olduğunu, böyle şeyler olabileceğini, uzatmanın manasız kaçtığını düşünüyor. Giyinip kuşandığı kibarlık bu prototip erkeğin üzerinde uzun süre durmuyor zaten.
Christoph Waltz büyük firmaların çalışmayı seçtiği köpekbalığı avukat rolünde dört kişilik kadronun en zayıf halkası. Oğlunun suçlu ya da suçsuz olması bir yana, durumun herhangi bir noktasıyla ilgilenmiyor. Eşi Nancy yüzünden orada ve dişçi masrafları mı ödenecek, ne olacaksa halledip gitmek istiyor. İşler sarpa sarıp muhabbet uzadıkça da dâhil olmak yerine kopuyor. Süreç boyunca başı bir yan etkiyle dertte olan ilaç firmasının davasını, elinden bırakmadığı cep telefonuyla halletmeye çalışıyor. Özünde o da basit bir erkek. Onlar çocuk, böyle şeyler olur havasında.
Roman Polanski’nin Yasmina Reza’nın “Le Dieu du Carnage” adlı oyunundan yazarla birlikte uyarladığı diyaloglar üzerinden ilerleyen gerçek zamanlı senaryo başarılı. Açılışta ve filmin sonunda parkta olanları uzaktan gösteren iki plan dışında tamamı bir evde hatta bir odada geçen filmde Polanski özenle kurduğu çerçeveler sayesinde dinamik bir anlatım tutturuyor. Replikleriyle birlikte odanın içinde sürekli yer değiştiren oyuncuların vücut dillerini ve yüz ifadelerini tam anlamıyla sergileyebildikleri sahneler yaratmayı başarıyor. Bir çocuğun diğerine vurmasıyla başlayan öykü insan ruhunun derinliklerine yol alıyor. Mizah soslu zekice diyaloglar başarılı oyuncular sayesinde yerini buluyor. Yine de filmin son düzlüğe çıkmadan kan kaybedişi üzücü. O ana dek yerinde hamlelerle ilerleyen film, karakterlerin daha da coşması için alkole ihtiyaçları olduğuna karar vermesinin ardından inandırıcılığını yitiriyor. Gerçek zamanlı ilerleyen yapı nedeniyle; her ne kadar “sen çabuk sarhoş olursun” tarzı cümlelerle destek çıkılmaya çalışılsa da, sarhoş cesareti fazla hızlı geliyor. Asansörden ilk dönüşte “gerçek kahve” içmek yerine alkole başlansaydı daha inandırıcı olabilirdi. Sadece bu da değil, son on dakikada Polanski tüm oyuncularına ödüle oynayın demiş gibi.
Jodie Foster aldığı Altın Küre adaylığını ödüle çevirmeyi hak ediyor. Yirmi yıl sonra üçüncü Oscar’ını kazanabilir mi bilinmez ama Akademi yarışında da ismi geçeceği kesin. Venedik’te Altın Aslan için yarışan film ustanın hayranlarını, tiyatro severleri ve iyi performanslar izlemekten zevk alanları tatmin edecektir. Yılın iyilerinden.
Yazarın diğer sinema yazılarının yer aldığı blog adresi: http://serkancellik.blogspot.com











