Ethan Hunt'ın yeni "Mission: Impossible/Görevimiz Tehlike" filminde perdeye arz-ı endam edişi bütün özlenen kahramanlara yakışır şekilde yavaş ve karizmatik gerçekleşiyor. Fakat girişteki teknoloji destekli hapishaneden kaçış sahnesinin yıldızı formunu koruyor görünse de ellisine merdiven dayadığını gizleyemeyen Tom Cruise'dan çok, Benji rolündeki Simon Pegg oluyor. Böylece mizah duygusunun ön planda olacağı bir aksiyon izleyeceğimizin sinyallerini memnuniyetle almış oluyoruz. Hunt'ın "fitili ateşle" demesiyle çocukluğumuza dönmek, ekranda hızla yanan fitili izlerken Lalo Schifrin'in unutulmaz tema müziğiyle tarifsiz bir heyecana kapılmak olası.

Ne yazık ki açılış jeneriğinde film kötü bir tercih yaparak izleyeceğimiz hikâyenin storyboard’unu gözler önüne seriyor. Başta anlam verilemese bile dikkatli izleyicilerin filmin tüm gidişatını ilk birkaç dakikada çözmesi can sıkıcı. Görevin alındığı telefon kulübesinden Dubai'deki otele mekanların sıralanması bir yana; filmin en büyük heyecanı olan nükleer füzenin durdurulup durdurulamayacağı sorusunu, ateşleneceği yerle birlikte cevaplıyor jenerik. Brad Bird'e mutlaka açıklatılması gereken bir tercih bu.
Senaryo, ekip üyelerinin gezegen isimleri kullandığı sahnedeki aygıtın NASA'nın Mars kâşifini hatırlatması gibi hoşluklar içerse de filmin en büyük sorunu entrikasının zayıflığı. Amerika ve Rusya'yı birbirine düşürmek için nükleer bomba patlatmaya çalışan kötü adam fikri eski, tanıdık. Michael Nyqvist'in oynadığı baş kötü neredeyse hiç işlenmemiş, tek boyutlu ve şablon. Hollywood aksiyonlarından daha fazlası beklenmiyor olsa da bir "Görevimiz Tehlike" filminden görülmemiş aksiyon sahneleri ve heyecan beklendiği ortada. Dördüncü filmin üç büyük aksiyon sekansı var. İlki, fragmanlardan da aşina olduğumuz Dubai Burç Halife'nin dış yüzeyinde gerçekleşen. Senaryo gereği yüksek teknoloji ürünü tırmanma eldiveniyle 130. kata ulaşması gereken Tom Cruise'un dublörsüz gerçekleştirdiği söylenen çekimler birinci sınıf. Dev IMAX kameralarının akıcı hareketlerle gökdelenin çevresinde dolaşıp karakteri takip ettiği anlar yüksekliği tam olarak hissetmenizi sağlasa da tarih yazmıyor.
Eldivenin çıkardığı komik seslerin de katkısıyla sahnenin etkisi olabileceğin en alt seviyesinde. Hissedilen heyecanın sebebi yükseklik ve şapka çıkartılacak teknik beceri. Yüksekten atlama heyecanı için adres hala "Transformers Dark of the Moon/Transformers: Ayın Karanlık Yüzü". İkinci aksiyon sekansı daha da iyi bir fikirden yola çıkıyor. Yerli halkın maruz kalmamak için kapalı mekânlara kaçıştığı kum fırtınasına doğru kötü adamı yakalamaya koşan Hunt görüntüsü ikonik. Fırtınada yaşananlar yine teknik anlamda parmak ısırtıcı fakat heyecan derseniz yine yok. Yönetmen Brad Bird işçilik anlamında üstün fakat sıkıcı anlar yaratmış. Üçüncü büyük aksiyon sekansı akıllı otoparkta yaşanan. Bu da daha önce defalarca izlediğimiz bir sahne tasarımının yeni yorumu ve yine ortalama. Üç sahnenin kâğıt üzerinde takdir edilesi yanıysa Hunt'ı ölümsüz bir süper kahramandan çok, cesur ancak başına aksilikler gelen bir adam olarak yorumlaması.
Eldivenin çıkardığı komik seslerin de katkısıyla sahnenin etkisi olabileceğin en alt seviyesinde. Hissedilen heyecanın sebebi yükseklik ve şapka çıkartılacak teknik beceri. Yüksekten atlama heyecanı için adres hala "Transformers Dark of the Moon/Transformers: Ayın Karanlık Yüzü". İkinci aksiyon sekansı daha da iyi bir fikirden yola çıkıyor. Yerli halkın maruz kalmamak için kapalı mekânlara kaçıştığı kum fırtınasına doğru kötü adamı yakalamaya koşan Hunt görüntüsü ikonik. Fırtınada yaşananlar yine teknik anlamda parmak ısırtıcı fakat heyecan derseniz yine yok. Yönetmen Brad Bird işçilik anlamında üstün fakat sıkıcı anlar yaratmış. Üçüncü büyük aksiyon sekansı akıllı otoparkta yaşanan. Bu da daha önce defalarca izlediğimiz bir sahne tasarımının yeni yorumu ve yine ortalama. Üç sahnenin kâğıt üzerinde takdir edilesi yanıysa Hunt'ı ölümsüz bir süper kahramandan çok, cesur ancak başına aksilikler gelen bir adam olarak yorumlaması.
Pixar Animasyon Stüdyosu'nun iki Oscar'lı dâhisi Brad Bird daha önce Brian DePalma, John Woo ve J.J. Abrams'ın yönetmenlik yaptığı serinin yeni filminin başındaki isim. "The Incredibles/İnanılmaz Aile" ve "Ratatouille/Ratatuy" ile kendini ispat eden Bird'ün gerçek oyuncularla çektiği ilk kurmaca filmin reji açısından problemsiz olduğunu söylemek mümkün olsa da türün izlediğimiz birinci sınıf örnekleri yanında "Ghost Protocol" eski usul kalıyor. Bu bir tercihse, benim tercihim değil.
Oyuncu kadrosundaki en başarılı isim Simon Pegg. Shaun of the Dead/Zombilerin Şafağı ve "Hot Fuzz/Sıkı Aynasızlar" ile tanıdığımız Pegg "Görevimiz Tehlike 4"ün eğlencesinin çoğunu sırtlıyor. Jeremy Renner iyi bir oyuncu olsa da Brandt rolünde parlamıyor. Güzel kadın kadrosunda ise Paula Patton var. Altı yıl önce "Hitch/Aşk Doktoru" ile sinemaya adım atan aktrisi daha sonra "London", "Deja Vu", "Mirrors/Aynalar" ve "Precious/Acı Bir Hayat Öyküsü" gibi filmlerde ortalama performanslarla izlemiştik. Esas kızlığa terfi ettiği Jane rolünde de şeytanın bacağını kıramıyor.
"Mission: Impossible - Ghost Protocol/Görevimiz Tehlike 4" neredeyse tüm aksiyon sahnelerini IMAX kameralarıyla çekmiş olsa da serinin en zayıf halkası. Oysa Cruise'un kariyeri için bu filme ne çok ihtiyacı vardı.
Yazarın diğer sinema yazılarının yer aldığı blog adresi: http://serkancellik.blogspot.com












