İşte bu haftanın yeni filmleri

İşte bu haftanın yeni filmleri

  • HABERLER

Bu hafta sinemalarımızda 5 yeni film vizyona giriyor

 

 
On dokuz yıldır kamera arkasına geçmeyen, on üç yıldır filmlerde rol almayan oyuncu Bruce Robinson’un yönettiği “The Rum Diary/Tutku Günlükleri” başroldeki Johnny Depp ve Giovanni Ribisi’nin varlığıyla dikkat çeken bir komedi. 1950’li yıllarda geçen filmde New York’u bırakıp Porto Rico’ya giden bağımsız gazeteci Paul’ün hikâyesi anlatılıyor. 1995 senesinde kaybettiğimiz Hunter S. Thompson’ın romanından uyarlanan bir başka film “Fear and Loathing in Las Vegas/Vegas’da Korku ve Dehşet”de de Johnny Depp başroldeydi. 
 
 
12 Eylül 1980 sabahı sokağa çıkma yasağında evsiz olduklarından gidecek yerleri olmayan beş erkeğin siyasi suçlu zannedilerek cezaevine konmalarını mizahi bir dille anlatan “Bu Son Olsun”un oyuncu kadrosundaki isimler Engin Altan Düzyatan, Mustafa Uzunyılmaz, Ferit Kaya, Volga Sorgu, Hazal Kaya, Orhan Eşkin ve Ufuk Bayraktar. Senaryoyu Şükrü Üçpınar ile birlikte yazan Orçun Benli ilk uzun metrajında 12 Eylül dönemini kendince ele alıp komik bir hikâyeyle anlatmayı deniyor.
 
 
Amerika’dan Rusya’ya gezmeye giden bir grup gencin insan gözüyle algılanamayan uzaylılara karşı verdiği savaşı anlatan üç boyutlu “The Darkest Hour/Karanlık Saat” vizyonda. Elektrik enerjisini emen ve dokundukları her şeyi anında yok eden uzaylıları bol görsel efektle sunan filmin yapımcısı Timur Bekmambetov. Beş yıl önce çektiği ilk filmi “Right at Your Door”dan beri yönetmenlik yapmayan Chris Gorak “Fight Club/Dövüş Kulübü” ve “Minority Report/Azınlık Raporu” gibi filmlerin sanat yönetmenliğini yapmış bir isim. Birkaç yıl öncesine kadar büyük umutlar bağlanan aktör Emile Hirsch başrolde. 
 
 
Psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalmış bir grup kadının birbirine destek çıkmasını anlatan “Kurtuluş Son Durak”ın yönetmeni Yusuf Pirhasan. Demet Akbağ, Asuman Dabak ve Nihal Yalçın gibi Türkiye’nin komik kadınlarını bir araya getiren yapımda Belçim Bilgin, Ayten Soykök ve Damla Sönmez kadın grubunun diğer üyelerini canlandırıyor. Mete Horozoğlu, Yavuz Bingöl, Ahmet Mümtaz Taylan ve Tolga Karaçelik ise filmin erkekleri. Sosyal bilinç oluşturma çabasındaki komedi Demet Akbağ’ın varlığından güç alıyor.
 
 
Geçtiğimiz yıl ilk filmi gösterime giren “Saftirik Greg” serisinin devamı “Diary of a Wimpy Kid 2: Rodrick Rules/ Saftirik Greg’in Günlüğü: Rodrick Kuralları”nın yönetmeni David Bowers daha önce “Flushed Away/Fare Şehri” ve “Astro Boy”u yönetmişti. Yaz tatilinin ardından okula dönen Greg ve abisi Rodrick’in yaşadıklarını anlatan yapım 99 dk. Üçüncü film aynı yönetmen ve oyuncu kadrosuyla yolda.
 
 
On dokuz yıldır kamera arkasına geçmeyen, on üç yıldır filmlerde rol almayan oyuncu Bruce Robinson’un yönettiği “The Rum Diary/Tutku Günlükleri” başroldeki Johnny Depp ve Giovanni Ribisi’nin varlığıyla dikkat çeken bir komedi. 1950’li yıllarda geçen filmde New York’u bırakıp Porto Rico’ya giden bağımsız gazeteci Paul’ün hikâyesi anlatılıyor. 1995 senesinde kaybettiğimiz Hunter S. Thompson’ın romanından uyarlanan bir başka film “Fear and Loathing in Las Vegas/Vegas’da Korku ve Dehşet”de de Johnny Depp başroldeydi.
YORUM YAZ
YORUMLAR
  • toplam: 1 yorum
essam
1 essam

benim gerçekten merak ettiğim birşey var. bu vizyona giren filmlerin kopya sayısı neye göre belirleniyor? sinema işletmecilerimi talep ediyor yoksa dağıtımcılar kafalarına göremi belirliyor. gerçi her ikisiysede durum çok daha vahim. sinemadan anlayan sinema işletmecisi ve dağıtımcı yok anlamı çıkar bundan. umarım başka bir seçenektirde bir nebze olsun rahatlarım..

daha önce yazılmış 11 cevap daha var. yüklemek için tıklayın.
essam essam

aydınlatıcı bilgiler için teşekkürler ender arkadaşım. kafamdaki tüm soru işaretleride cevap bulmuş oldu. üzücü bir durum bu. ben mesela sinemaya gittiğim zaman ( genelde film başlamadan yarım saat önce sinemada olurum ) kararsız çok insan görürüm. sinema işletmelerinde maalesef işten anlayan biri olduğunu sanmıyorum. en azından bizim burda böyle. sinema sahibi vardır birde yer göstericiler. müdürle muhatap olmak istersiniz yer gösterici buyrun benim der:))yani demem oki, sinemaya gelen seyirciye yol gösteren bir mevki açmaları lazım. içinde yaşadığım deriye takılmamın nedeni, gerçekten bu filmi sunmayı bilsinler karşılığını fazlasıyla alırlar. ki bu tip filmler sayesinde insanların sinema aşkı körüklenir tekrar. bizimkiler hem adam gibi filmleri bulamıyor hemde ağlıyorlar sinema boş diye. bence tamamen yanlış işletilmelerinden dolayı oluyor bunlar. neyse sayısalı bekleyeceğiz artık:P ben bir sinema açayımda millet nasıl sinema işletilir görsün:P

3 Ender Ayna Ender Ayna

Eskiden sinematek kültürü vardı. Tam olarak senin hayal ettiğin şeyi yapardı bu salonlar. Şimdi kimse cesaret edemiyor. Bakalım sayısalda bol şans hepimize.

  • toplam: 1 yorum