Berlin Kaplanı: Kelebek gibi uçar, kaplan gibi kükrer

Berlin Kaplanı: Kelebek gibi uçar, kaplan gibi kükrer

  • KRİTİK

Sinema salonundan çıkan bir kısım izleyicinin deyimi ile “Piyasada Şahan ve Cem Yılmaz olmadığı için meydan Ata Demirer’e kaldı” demek istiyorum ben de. Çok sevimsiz, çok itici ama aynı derecede doğru. Nitekim sömestrda, ailelerin salon dolduracağı bir filmden de mahrum kalmamış olduk. Yukarıdaki cümleden daha çok duyacağınız-okuyacağınız bir şey varsa o da kuşkusuz Eyvah Eyvah ve Berlin Kaplanı’nın mizahi nüansıdır. Daha proje aşamasındayken, izleyicide ve sinema yazarlarında otomatikman bu kıyaslamayı gark ettirmesi boşuna değil! Eyvah Eyyvah’ın başarısının ve sevilmesinin bir getirisidir. Diğer taraftan da Ata Demirer’in yaratmış olduğu karakterlerin sevilmesinin de bu beklentiye kapı açtığı doğru.

 

 

Fakat Berlin Kaplanı’ndan çok farklı şeyler bekleyen bir kitlenin de varlığını göz ardı etmemek gerekiyor. Mesela, izleyicinin daha çok “boks filmi parodisi” beklentisinde olması gibi. Hatta gardımı indirip kabul etmem gerekirse ben de bu kitle içerisinde yer alıyorum. Bunun sebebi, filmin makyajlanma biçimi mi yoksa sadece Ata Demirer’i Ayhan Kaplan rolünde görmenin çaktırdığı kolektif bilince işleyen bir şimşek mi, bunu kestirebilmek pek kolay değil! Neticede, Berlin Kaplanı için  “bir boks filmi parodisi değil” demek, en azından “bir boks filmi parodisi” demek kadar yanlış gibi…

 

Almanya’da yaşayan –başarısız- boksör Ayhan Kaplan’ı perdede gördüğümüz ilk anda, filmin süresinin büyük bir kısmında, abzürte tekabül edecek fiziğinden de güç alan bir kaybeden boksör izleyeceğimiz beklentisine kapılıyoruz. Bu beklentimiz bir müddet karşılanıyor…Fakat hikaye bölünmeye başladığı andan itibaren, boks, filmin münferit mizah seçkisinin bir kısmının üzerine serpilmiş olan bir susam işlevi görüyor. Bunun sonrasında ise, yalnız yaşayan bir boksörün duygusal münasebeti, akraba kazığı, aile bağlarının gücü kuvveti ve boşluklara yerleştirilmiş kıssadan hisseler ile film itekleniyor. Bu bağlamda Berlin Kaplanı’nın rotası belli, fakat bu rotayı izlerken hiçbir ara sokağa sapmadan dümdüz ilerlemesi –gariptir- filmin tadını biraz biraz kaçırıyor sanki…

 

  

 

     Tabi ki bir filmin tahmin edilebilirliğini, bir filmin  iyiliğinin ya da kötülüğünün  kıstası olarak kabul edebilmek doğru değil ama Berlin Kaplanı’nın ezber bozan hiçbir yanı yok! Yine de bu durum Berlin Kaplanı’nı kötü bir film yapmıyor elbette. Fakat ortalama seyirlik sularından çıkıp kurulanmasını da sağlayamıyor!

 

    Ata Demirer’in takım oyunundan güç alan bu projesinde, kendisinin hayat verdiği Ayhan Kaplan, bütün boşlukları doldurulmuş keyifli bir karakter. Diğer yandan Necati Bilgiç’i yıllar sonra beyazperde de görmek de büyük bir jest! Tim Seyfi’nin de kısa ve keyifli bir rolde yer aldığı filmde belki de en kötü değerlendirilen ismin Nihal Yalçın olduğunu düşünüyorum. Özellikle komedi konusundaki yeteneklerini daha önce Okan Bayülgen sayesinde gördüğümüz Yalçın, klasik bir “kahramanın kalbini çalan kız” rolünde çıkıyor karşımıza!

 

   Demirer’in kalemi, ortaya iyi yazılmış karakterler çıkarmış buna şüphe yok! Üstelik, cıvıklaşmamak konusundaki iddiasını da sürdürmek konusunda tavizi yok kendisinin. Bunlar, sulu sepken, niteliksiz komedilerin cirit attığı ve mizah anlayışımızın koflaşmaya başladığı şu günlerde şapka çıkarılacak duyarlılıklar. Gel gelelim Berlin Kaplanı, bütün bu titizliklere rağmen beklenen yumrukları savuramıyor.  Sinemanın biraz daha özerk bir saha olduğunu düşündüğümüzde, dizi film formatına her geçen gün biraz daha yaklaşılması da ister istemez “dizi film kültürüne adapte olmuş izleyiciyi salona çekmek adına, biraz olsun nitelikli film arayışında olan izleyiciler göz ardı mı ediliyor?” sorusunu getiriyor akıllara.

 

    Diğer taraftan izleyici – sinema yazarı küslüğünün, gişede kendini gösterdiği de artık kabul edilmesi gereken bir gerçek.  Bu açıdan da bakacak olursak, Berlin Kaplanı belki de Eyvah Eyyvah kadar sağlam bir gişe yapamayacak ama yine de tatmin edici bir rakama ulaşacağı kesin! Kabul etmek gerekir ki Ayhan Kaplan da gerçek anlamda keyifli bir karakter. Bu karakterin muhtemel bir  devam filminde, bu filme kem söz söyleyenleri nakavt edecek bir hikayeyle izleyici karşısına çıkabileceğini de unutmamak gerekir! İyi Seyirler…

YORUM YAZ
YORUMLAR
henüz hiç yorum yapılmamış