'Kevin Hakkında Konuşmalıyız' Üzerine

'Kevin Hakkında Konuşmalıyız' Üzerine

  • KRİTİK

“We Need to Talk About Kevin/Kevin Hakkında Konuşmalıyız”da gerilimin temeli toplumsal kabuller üzerine atılıyor. Evliliğin meyvesi, mutluluğun garantisi olması umulan çocuk haneye huzur getirmezse ne olacağı sorgulanıyor. Birini doğurduğunuz için sevmek zorunda mısınız, her çocuk tatlı ve sevimli midir diye düşündürüyor. Kevin melek gibi bir çocuk değil. Psikopat. Hem de doğuştan. Daha küçükken annesine eziyet ettiği sırada babasına şirin görünerek içindeki kötülüğü kamufle edebileceğini hesaplayabiliyor. Kardeşine ettiği “abi eziyetleri”ni saymazsak büyük planını uygulayana dek içini görmesine izin verdiği tek kişi annesi oluyor. Anne Eva başlarda kendini suçluyor çocuğunu sevemediği için. Bir annenin başına gelebilecek en kötü şeylerden biri bu.
 

610_647974_we-need-to-talk-about-kevin.j


Zaten bulduğu adamla evlenmiş, ev hanımı ya da anne olmak için yaratılmış bir kadın değil, romantik tatillerle dolu tutkulu bir ilişki sonucu imzayı atmış eğitimli biri. Elinden geleni yapıyor ama olmuyor. Çevredekiler çocuğu suçlamayı akıllarının ucuna getirmediğinden Eva stresli, dayanamayan ilan ediliyor. Her kadına doğuştan anne olma yeteneği verilirmiş de bir tek onda yokmuş gibi. Daha bebekken, tek yaptığı yemek yemek, uyumak ve ağlamakken bile tahammülü yetmiyordu Eva’nın zaten. “Sonuçta çocuk büyüten herkes bu yollardan geçti değil mi? Eziyetlidir ama o kadar seversin ki onu!” Eva da sevmeye çalışıyor oğlunu ama Kevin sevilesi değil. Kendini tümüyle çocuğunu doğru yetiştirmeye adasa da çok iyi düşünülüp yazılmış doktor sahnesinde özetlendiği şekliyle, çaresiz kalıyor.

610_647982_we-need-to-talk-about-kevin.j
 

Kevin hayatı boyunca hazırlanmış göründüğü büyük kötülüğü gerçekleştirdikten sonra da suçlu anne oluyor iyi bir evlat yetiştiremediği için. Çocuğun davranışlarından o sorumlu tutuluyor. Eva olaydan sonra yapayalnız kaldığı yaşamında herkes gibi kendini suçluyor, bu yüzden de bir türlü huzur bulamıyor. En başta söylediğim gibi; “Kevin Hakkında Konuşmalıyız”da gerilimi yaratan büyük unsur Kevin’ın kötülüğü değil, çoğunluğun olaylara bakışı.
 

Lynne Ramsay’ın üçüncü uzun metrajı Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarıştıktan sonra ülkemizde Filmekimi kapsamında gösterilmişti. Başroldeki Tilda Swinton’a Altın Küre ve BAFTA dâhil on beşin üzerinde adaylık getiren yapım rahatsız edici konusu nedeniyle Oscarlarda görmezden gelinmiş olabilir. Swinton’ın dört dörtlük oyunculuğuna “Carnage/Acımasız Tanrı”nın ilk yarısındaki, henüz içinden her geçeni söylemeye başlamamış iyi aile babası John C. Reilly benzer bir rolle eşlik ediyor. Aynı yıl gösterime girmiş iki filmde birden problem çıkaran oğlunun sadece çocuk olduğunu ve konunun abartılmaması gerektiği düşünen iyimser babayı canlandırması ilginç.
 

İlk 20 dakika ne olduğunu anlamamıza izin vermeyen Ramsay merakımızı artıracak kısa süreli estetik görüntülerle başlıyor filmine. Sıçramalı kurguyla Eva-Franklin çiftinin ilişkisini, Eva’nın iç dünyasını, Kevin’ın olaydan önce ve sonra yaşadıklarını başarıyla anlatıyor. İzlerken zevk vermese de çıktıktan sonra uzun süre düşündürecek, sık kullanılan hikâyelerden sıkılanlara ilaç gibi gelecek bir film var karşımızda.

 

Yazarın diğer sinema yazılarının yer aldığı blog adresi http://serkancellik.blogspot.com

YORUM YAZ
YORUMLAR
  • toplam: 2 yorum
ilktaşıatanilkçiçeğiveren
ilktaşıatanilkçiçeğiveren

filmin galerisine baktığımda ilgimi çekmeyi becermişti, hemen aldım listeye. Konusuna bile bakmamıştım. Bu kritiği okuyunca hep merak ettiğim "Birini doğurduğunuz için sevmek zorunda mısınız, her çocuk tatlı ve sevimli midir " soru(n)larına değindiğini gördüm,daha da heyecanlandım. Beklentim bayağı yüksek. Sizin de ellerinize sağlık

mavi kar
1 mavi kar

öğrenmek istediğim şeyleri yazdığınız için teşekkürler. daha önce görevimiz tehlike yorumunu çok beğenmiş, birçok yan bilgi edinmiştim. tilda swenson ı hiç sevmem ama bu yazıdan dolayı filmi seyredeceğim.

  • toplam: 2 yorum