Eva’nın “Kırmızı” Dünyası / Kevin Hakkında Konuşmalıyız

Eva’nın “Kırmızı” Dünyası / Kevin Hakkında Konuşmalıyız

  • KRİTİK
* Yazı filmin gelişimi hakkında detay içermektedir.
 
Günümüz sinemasının en değerli ve en ayrıksı isimlerinden olan Tilda Swinton’dan peş peşe çok iyi performanslar izliyoruz. İşte bu performansların en tepe noktalarından biri olan Eva ile Kevin Hakkında Konuşmalıyız (We Need To Talk About Kevin, 2011) bu hafta vizyonda.
 
Anneliğin kadınlara iki türlü yansıması var: Biri içgüdüsel bir özellik olarak kadın doğasının bir parçası olması, ikincisi de toplumsal bir mekanizma olarak kadına dayatılması. Birinciyle ilgili kadınların derdi içsel bir yolculuk ve kendini tanımlama süreciyken ikinciyle baş etmek daha zorlu bir süreci çağrıştırıyor. İşte Kevin Hakkında Konuşmalıyız, hem birincil hem de ikincil dertleriyle bir kadının kendi dünyasından taşan ve çevresindekileri de etkileyen bir hale dönüşen “annelik” dürtüsü ve sorumluluğunu perdeye taşıyor.
 
 
Film, belki de insanı “ne ilgisi var” diye düşündürecek bir etkinlikle açılıyor. Portekiz’in o ünlü domates festivalinde her yeri kırmızıya boyanmış, domatesle sıvanmış vücutlar adeta bir kutsama töreniymişçesine odağa yerleşen Eva’nın (Tilda Swinton) yarı çıplak vücudunu havaya kaldırarak kadın bedenini kutsuyorlar. Akabinde ileri gidiş ve geri dönüşlerle çerçeveye yansıyan Eva’nın halleri o kırmızının çağrıştırdığı içgüdüsel şehvet ve vahşetin çağrışımını yaptırıyor seyirciye. Film boyunca kırmızıyla bezenen insan – mekan – eşya, Eva’nın bugünkü halinin hem nedeni hem de sonucu oluyor. 
 
Filmin hikâyesi farklı zaman dilimlerini biraraya getirerek biraz kafa karıştırsa da dakikalar ilerledikçe farklı zamanları birbirinden ayırmamız kolaylaşıyor ve her zaman diliminin birbirini tamamlayıcı öğeleri bir araya geldikçe bulmacanın parçaları da yerine oturuyor. Film ilerledikçe bir seyahat yazarı olduğunu öğrendiğimiz Eva, biraz da plansız programsız bir şekilde hamile kalınca çocuğu doğurmaktan yana yaptığı seçim, tüm hayatını değiştirmekle yüz yüze bırakıyor kendisini. İlk önce kısıtlanıyor. Bu kısıtlanma bedensel bir kısıtlanma (hamilelik) olarak başlıyor ve doğumla birlikte artık iki ikişi olmanın verdiği bir kısıtlamaya dönüşüyor. (Burada Eva’nın evlenmesi ve kocasıyla yarattığı iki kişilik dünyadan bahsetmiyorum çünkü evlense de Eva yine birey halini koruyor; ama doğumla birlikte “sorumluluk” mefhumunun tam kısıtlayıcılık haliyle karşı karşıya kalıyor) İşte bu noktadan sonra fazla hissedemediği annelik içgüdüsü çocuğun büyüme evreleriyle de sosyal bir sorumluluğa dönüşünce Eva’nın bariz mutsuzluğu başlıyor. Bebeklikten itibaren oğluyla kuramadığı iletişim, hayatını bir azaba dönüştürüyor. Aslında yine de çaba göstermesi ama sonunda hep yenilmesi hem kendinin hem de oğlunun sonunu hazırlar nitelikte. Üstüne üstlük filmi düz bir mantıkla izlediğimizde karşımızda duran çocuk figürü hiç de öyle sevilecek, şefkat gösterilecek bir cinsten değil. Kevin daha bebeklikten itibaren annesine dünyayı dar eden bir çocuk haline dönüşüyor. Tabiî burada film boyunca geçmişi ve günümüzü Eva’nın gözüyle gördüğümüzü ve anlamlandırdığımızı altını çizerek belirtelim. Çünkü bu durum gerçekliği bulandırıyor. Kevin’ı ayrı bir birey olarak tanıma imkanını bulamıyoruz. Onu hep annesinin hatırladığı şekliyle tanımlayabiliyoruz. Bu da haliyle gerçeklik çizgisini bulanık hale getiriyor. Üstelik yer yer Kevin’la Eva’nın görünümünün birleşmesi o çizginin bulanıklığını işaret ediyor. Kevin / Eva’nın karakter özelliklerinin nerede başlayıp bittiği sorusunu da akla getiriyor bu belirsizlik. 
 
     610_647981_we-need-to-talk-about-kevin.j     
 
Perdenin gerisinden bakan imgenin geriye çekilmeden Kevin mı Eva mı olduğunu anlayamıyoruz. Yere eğilen Eva’nın kalkarken Kevin’a dönüşmesi veya yüzünü suya batıran Eva’nın sudan uzaklaşırken Kevin olması (ya da tam tersi; filmde birkaç kez tekrarlanan sekans) filmin açılışından itibaren vurgulanan o mel’un son’un kimin suçu olduğu konusunda bulanık bir zihinle başbaşa bırakıyor seyirciyi. Görünürdeki suçlu belliyken o suçu hazırlayan zemin filmde sorgulanmasa da Eva’nın zihninde hep sorgulanıyor. Seyirci olarak biz de Eva’nın gözünden o “kırmızı” dünyaya bakarken algımızla oynanıyor. Bir annenin yetersizliğiyle bir canavar mı yarattığı yoksa çocuğun zaten doğuştan bir canavar mı olduğu sorusunun cevabını ne Eva verebiliyor ne de seyirci. Üstüne üstlük yine altını çizerek belirtmeliyim ki hep Eva’nın gözünden geçmişe ve bugüne bakmak “anı”ların varlığı – yokluğu hakkında bile düşündürebilir bizi. (Örneğin, meğer her şey bir yanılsamadan ibaretmiş; sadece netice gerçekmiş gibi bir bulanıklığa da sürükleyebiliriz bu yazıyla okuyucu – izleyiciyi)
 
Yazıda sürekli Eva’dan bahsettim; dolayısıyla Tilda Swinton’ın baskın halini de anlatmış oldum ancak filme adını veren Kevin ve onun çeşitli yaş evrelerini canlandıran çocuk oyuncuları da es geçmemek gerek. Müthiş bir inandırıcılıkla Kevin karakterinden seyirciyi soğutmayı başarabiliyorlar. Kevin’ın son halini (16 yaş) canlandıran Ezra Miller da keza öyle. Bakışlarıyla insanın bir adım geriye gitmesine sebep olabilecek bir karaktere hayat vermeyi başarmış genç oyuncu. 
 
Şu ödül mevsiminde etrafımız allı pullu filmlerle örülmüşken, gerekli ilgiyi göremediğine inandığım Kevin Hakkında Konuşmalıyız’a şans vermenizi diliyorum. Her rolüyle benim için tartışmasız en iyi kadın oyunculardan biri olan Tilda Swinton’a belki gerekli ilgiyi göstermemiş olabilir ödül dağıtanlar; ancak o ilgiyi seyirci olarak siz esirgemeyin.
YORUM YAZ
YORUMLAR
  • toplam: 1 yorum
oradaolmayanadam
2 oradaolmayanadam

Film hakkında birkaç yazı okudum ama kesinlikle en iyisi buydu.Yalnız benim bildiğim domates festivali portekiz'de değil ispanya'da yapılır.Şu güzelim yazıda aklıma takılan bu oldu :)
Birkaç şey daha var tabi ki :
-Mastürbasyon yaparken annesine yakalanan Kevin'in bu duruma hiç aldırış etmeden hatta daha da şehvetlenerek mastürbasyona devam etmesi,
-Kevin ile annesinin birkaç sahnede yüzlerinin değişmesi,
-Eva'nın evine atılan boyanın üstünü başka bir renkle kaplamak yerine inatla boyayı temizlemeye çalışması
-Annesinden gördüğü ilk şiddet sahnesinden sonra Kevin'in annesinin otoritesine bir süreliğinede olsa saygı duyması..
Tüm bunlar fena halde kafama takıldı :/

daha önce yazılmış 2 cevap daha var. yüklemek için tıklayın.
essam essam

ağzınıza sağlık ne diyeyim:)) filmi izlemiş kadar oldum sayenizde:))) bu merak öldürecek beni ya:)) spoılerde yazsalar dayanamıyorum okuyorum:)

1 oradaolmayanadam oradaolmayanadam

Spoiler yazsaymışım iyimiş :) Sen yine de izle dostum çok iyi filmdir.Mr.Nobody'den sonra :)

  • toplam: 1 yorum