chewbacca
chewbacca İLE BİR ŞEYLER PAYLAŞ
TAKİP
Titanik'in batmasından bıkanlara 1980 tarihli "Raise The Titanic" filmini tavsiye ediyorum. Titanik'i su üstüne çıkarıyorlar :-)
usta yazar Clive Cussler'ın aynı isimli romanından beyazperdeye aktarılan bu film Jason Robards, Anne Archer, Alec Guinness gibi dev isimleri kadrosunda bulundurmasına rağmen romanın çok vasat bir uyarlaması olmaktan öteye gitmemiş.
Belçika'nın başkenti Brüksel'de başta Ten Ten olmak üzere pek çok çizgi roman karakterinin ve yaratıcılarının tarihçesini başarılı bir şekilde sergileyen Comic Strip Museum'a yaptığım kapsamlı ziyaretin etkisi henüz kaybolmadan sinemalarda böyle bir şaheseri izlemek büyük bir keyif oldu benim için. çocukluğu bol miktarda Ten Ten okuyarak geçmiş bir insan olarak, ilk saniyesinden son anına kadar çok eğlendim ve geçmişi hatırlama fırsatı buldum. Animasyon çok başarılı, aksiyonun dozu mükemmel, Kaptan Haddock karakteri müthiş aktarılmış beyazperdeye. serinin devam filmi olacak "Kızıl Korsan'ın Hazinesi"ni şimdiden beklemeye başladım :-)
Eylül ayında Bruges şehrine gittim, filmdeki tüm mekanlarda tek tek bulundum. her ne kadar filmi daha önce izlemiş olsam da bu kez farklı bir bakış açısıyla yeniden izleme fırsatı buldum. başka bir şehirde çekilmiş olsaydı bı kadar etkileyici olur muydu bilemiyorum. şehir filme çok şey katıyor bu kesin. film ile ilgili yorumlarım bir tarafa Ralph Fiennes bir kere daha ne kadar karizmatik bir oyuncu olduğunu gösteriyor. canlandırdığı karakter için ondan başkası düşünülemezmiş bile. kendisini izlemek çok keyif veren bir ayrıcalık.
not : kuleye çıkış hala 5 €. üç senedir zam yapmamışlar :-)
pek çok internet sitesinde bu film hakkında bir sürü yorum okudum. bu kadar dev bir kadroyu tek bir çatı altında toplayan bu film bence pek çok haksız eleştiriye maruz kalmış. filmin adı "salgın" olduğu için pek çok kimse neredeyse Rambo filmlerindeki gibi bir aksiyon beklemiş. oysa ki tek bir saniyesi'nde bile insanı sıkmayan, senaryosu gerçekleşmesi mümkün olabilecek bir olaya atıfta bulunan oldukça ilginç bir filmdi. Özellikle Jude Law, pek çok filminin aksine bastıra bastıra kullandığı İngiliz aksanı ve alıştığımız kendine has oyunculuğu ile bu filmde en çok öne çıkan isim oldu bence...
Judi Dench gibi bir efsaneyi bir müzikal'de seyretmek değişik bir deneyim oldu. Akıllarda iz bırakacak bir film değil ama pek çok ünlü ismi kendi sesleriyle şarkı söylerken izlemek baştan sona son derece keyifliydi.
geçenlerde The Tonight Show with Jay Leno'da konuk olarak yer aldı. çok sempatik tavırları ve acayip keyifli bir sohbeti var..
sadece Fransız sinemasının değil, aynı zamanda Avrupa sinemasının da "tüm zamanların en büyük bütçeli filmi" ünvanını elinde bulundurmaktadır.
Der Untergang'daki Hitler rolü ile devleşen Bruno Ganz, kısa ama karizmatik ve etkileyici performansı ile yine göz kamaştıryor. Diğer taraftan Liam Neeson yakın geçmişte eşini kaybetmiş olmasının verdiği ruhsal çöküntüyü halen atlatabilmiş gözükmüyor. Eski filmlerine kıyasla, suratına çökmük olan yıkım gözlerden kaçmıyor. Her şeye rağmen oyunculukta üzerine yok. Öte yandan Avrupa'da pek çok yer gezmiş bir olarak, Berlin'e olan tutkum bu filmde bir kez daha zirve yaptı. İzlemeyen herkese tavsiye ederim.
John Malkovich'in olması yeter.. kendine has vurgulamaları yine ön planda... Josh Brolin'de makyaj süper... Magen Fox'a zaten bir şey demeye gerek yok.. izlememiş herkese tavsiye ederim, şimdiden iyi seyirler dilerim :-)
senaryosu başarılı, devam filmleri için de uygun bir sonla bitirdiler. her bir dakikasından keyif aldım. Adrian Brody'nin, yakın geçmişte ciddi şekilde body çalıştığını biliyoruz magazin haberleri'nden. artık bu tarz filmler vazgeçilmez bir oyuncu olacağı şüphe götürmez bir gerçek. sıkılmadan izleyebileceğiniz tempoda bir film.
son derece beğendiğim bir film oldu. baştan sona keyifle izledim. değişik bir bakış açısıyla ele alınmış, farklı sunumu olan bir film. vaktinizin boşa geçeceğine inanmıyorum. kimi yerlerdeki göndermeleri yakalayabiliyorsanız, film sizin için kat be kat keyifli hale gelecektir zaten. izlemeyi planlayan sinemaseverlere şimdiden keyifli seyirler dilerim.
beklediğim gibi çıkmadı. Bir kıyaslama ile örnekleyecek olursam Bruce Willis'in 2005 tarihli Hostage, bu filme kıyasla çok daha heyecanlıydı. çok sağlam bir kadro rol alıyor filmde ama yine de "budur işte" dedirtmiyor insana.
her şeyden önce kesinlikle gece izlemeyin. bu filmi izleydim deyip de gece uyuyabildiğini söyleyen arkadaşım yok çevremde. ben de bu yüzden gün ışığına sığınarak öğlen vakti izledim. yine de tüm günüm berbat geçti. çok etkiliyor insanı. internete yaptığım araştırmada, amerika'da ve kanada'da hatta bazı avrupa şehirlerinde bu filmi izledikten sonra psikolojisi bozulup tedavi sürecine girmiş olan insanlar olduğunu öğrendim. son 20 dakikası tam şok edici. koltuğa yapıştım. izlerken hissettiklerim yıllardır yaşamadığım tarz şeyler. merak ediyorsanız kaçırmayın ama uzak durmanızda da fayda var.
efektler, teknolojinin ulaştığı en son imkanlar özenle kullanılarak yapılmış. ancak senaryo maalesef bu kadar başarılı değil. "yuh" dedirtecek kadar basit ve bariz saçmalıklarla karşılaşıyorsunuz filmi izlerken. bir de ne kadar tarafsız olmaya çalışırsanız çalışın çok baygınlık verici dozda siyasi göndermelerle karşılaşmak mümkün. bu da filmi izlerken almaya çalıştığım keyfi azalttı. vaktime yazık oldu diyebilirim, evde oturup koleksiyonumdan bir dvd izlemeyi tercih ederdim.
her bir dakikasından büyük keyif aldım. ilk filme göre çok başarılı ve heyecanlı olduğunu söyleyebilirim. bilim kurgu sevenlere ve günümüzün tüketim toplumunda hala 80li yıllarda yaşadığı zannedenlere büyük keyif vereceğinde en ufak bir şüphem yok. ama benim anlamadığım şu: "The Fallen", bir Decepticon lordunun ismi olmasına rağmen neden filmin Türkçe adı "Yenilenlerin İntikamı" olarak açıklandı? bazen gerçekten mantıksız iş yapıldığını düşünüyorum. geçenlerde izlediğim bir filmde de Caterpiller marka bir iş makinası çalınıyor, kısaca "cat" olarak telaffuz edilen bu ismin dublajı "dün gece şantiyeden bizim kedilerden biri çalınmış" şeklinde yapılıyor. kuru kuruya sözlük anlamıyla tercüme yapılmamalı...
Her bir dakikasından büyük keyif alarak izlediğim bir film oldu. Filme gitmeden önce internette John Dillinger hakkında yaptığım detaylı araştırmalar sayesinde filmdeki bazı diyalogları daha bilinçli takip etme şansım oldu. gerçek bir hayat hikayesini çok başarılı bir şekilde beyazperdeye aktarmışlar. Oyunculuk, kostümler, mekanlar çok başarılı. İzlemek için en ufak bir tereddütünüz olmasın.







son yıllarda izlediğim en başarılı akisyon filmlerinden bir tanesi. zamanınız kesinlikle boşa geçmeyecektir.