fukfukfuk
fukfukfuk İLE BİR ŞEYLER PAYLAŞ
TAKİP
Iggy Pop'u Jarmusch'dan başkası anlatamazdı zaten... Yönetmen olmasaydı müzisyen olacağını her fırsatta açıklayan bir adamdan da bu beklenir.
Gerilim denen şey illa korkutacak anlamına gelmez arkadaşlar... Gerilim aksiyonu ateşleyen bir şeydir... Bir adamın sandalyeden kalkmak isteyip sonra vazgeçmesi, bir türlü kendini o sandalyeden kalkmaya ikna edememesi de bir gerilimdir.. Önemli olan malzemenin ne olduğu ve seyircinin kim olduğudur... Gerilim dramatizasyon için olmazsa olmazdır ve her filmde gerilim mutlaka vardır... Tıpkı her filmin bir drama olması gibi... Fakat biz dramayı sulu zırtlak bir melodram sandığımız içindir ki her gerilim filminin bizi korkutmasını bekleriz... Bu film psikolojik gerilimdir ve hakkını da sonuna kadar veriyor. Ha beğenirsin, beğenmezsin ama korkutmuyor diyemezsin... Germiyor diyemezsin...
Evet, doğru, Coenlerin havasını anımsatan bir film... Fakat kurduğu atmosfer o kadar yerel ki... Biziz işte anlatılan... Seni, ben, çevreni anlatıyor film... O kadar sahici ve o kadar içtenki... Hele baba ile çocuk arasında geçen diyaloglar... Alt metinde Türk halkına dair bir çok ipucuyu barındırıyor bence, çok iyi incelenmesi lazım... Film mi nasıl? Film mükemmel yahu!
Harika, tıpkı umduğum gibi... Sonana kadar B tipi havasında ilerleyen, gore sahnelerle donatılmış bolca kan, vahşet, taze et... Ama bir o kadar da eğlenceli. Mükemmel bir manzara eşliğinde eğlenen binlerce kız, bir o kadar adam... Filmin en kendine fazla güvendiği konu zaten kızlar... Bir bakıyorsun mükemmel vücutkar ahenkle dans ediyor, hopp bir bakmışsın kız piranaların yemi olmuş... Piranaların erkek cinsel organını ve meme silikonunu sevmedikleri de filmden aklımda kalanlar... Hala gülüyorm, bence bu yazın en bomba filmi....
Roth'un devam filmini çekmesi önündeki projelere bakıldığında çok zor gözüküyordu ama demek yapımcılar daha suyunu çıkaraklar filmin... Ayrıca Kip Pardue'de kariyerini parlatmaya devam ediyor... Hostel, Tarantino sponsorluğunda çıktığında beklentim fazlaydı fakat ilk filmle birlikte rafa kaldırmıştım, yeni filmin konusu da okuyunca tekrar raftan indirmeyeceğim kesinleşti. Yeni filmde bol şans...
ABD'nin terörler mücadelesine ve İslam dünyasına bakacakmış film... Buradan fazlasıyla duygu sömürüsü ve din tacirliği kokusu aldım ama Mahsun Kırmızıgül'ün ilk seyredeceğim filmi olacak herhalde... Posterini beğenmiştim, fakat film nasıl olacak, muamma...
Büyük bir oyuncu, sağlığının bu kadar kötü olduğunu bilmiyordum... Hani hiç hastalanmayacak, ölmeyecekmiş gibi duran karakterlere hayat veren bir oyuncunun bu hale gelmesi üzücü....
Not: filmin manşet linki başka bir habere gidiyor.
Oscar ödüllerinde görmezden gelinen Godard'ın ödülü almaya geleceğini bile sanmıyorum... İyi de yapar.
Sean Penn'i biraz takip edenler, asiliğini, görüşlerini ve hayat felsefesini bilenler bu görüntülere pek şaşırmayacaktır. Fakat Penn'i suya sabuna dokunmayan basit bir Hollywood yıldızı sananları şaşırtacağı kesin...
Kitabı okuyanlar için tabii ki önemli bir yapım değil... Fakat kitabı (kitabı derken 5'ini de kastediyorum) okumamış olsaydım, filmi yine de beğenirdim... Çünkü Douglas Adams'a özgü o ince mizah, eleştirel tavır, absürd olayları ve ilginç karakteri taşımayı başarmış... Özellik Marvin çok iyiydi... Ayrıca şunu da belirtmeden geçmemeyim, kitabın İngilizler tarafından 80lerde çekilmiş mini dizisini de tavsiye ederim... Evet, hayatın anlamı 42... Buna katılıyorum...
Belediyeler bu film festivali işini sevdiler... En son Çanakkale yaptı, şimdi de Malatya... Bu iyi bir şey, fakat gelenekselleşmesi şart... Yönetimler değiştikçe festivaller iptal olmamalı Adana'daki gibi... Hem ilki diyorlar, hem de gerisini getirmiyorlar... Öyle olacaksa, hiç yapmasınlar...
Amerika'daki eleştiriler harika..Rottentomatoes'de eleştirmenlerin %85'i filmi beğenmiş... Aja'nın sinemasını beğenmem ama bu janrı seviyorum. Deniz fobisi olanlar için konusuyla bile korku unsuru taşıyan bu filmi fazlasıyla merak etmeye başladım... Eh bir de fotoğraflarda görünen 'doğal' manzaralar filmi daha da cezbediyor...
Tek mekanda geçen, zeki diyaloglarla bezenmiş, dar kadrolu yapımlardan hoşlanıyorsanız bu filmi kaçırmayın derim... Çok basit bir konu üzerine kurulmuş çok derin bir hikayesi ya da doğrusu bilmecesi olan bir film... Fakat ben yine de böyle senaryoları tiyatro sahnesinde oyun olarak izlemek isterdim...
Avrupa bu dönem felsefe yüklü gizemli-gerilimlere demir atmış durumda. Bu yeni filmler janr olma yolunda hızla ilerlerken, ortaya hatrı sayılır işler de çıkmıyor değil. En son Trier'in Deccal'ıyla bir adım öteye taşınan bu janr, Almanya'dan çıkan -ama altyapısında Türk imzası olan- son golünü Kapı ile atmış durumda. Fakat Kapı Deccal olmaktan uzak... Trier'in kalibresi, Türk filmleri çekmekle ünlü bu Alman yönetmenden çok daha fazla... Evet, ortada iyi işlenmiş, güzel görüntü işçiliği olan ve aksa da derdini anlatmakta zorlanmayan bir film var... Ama vermeye çalıştığı duygusal atmosferi ve "tamam anladım, bunu demeye çalışıyorsun" dedirten ama anlattığı "şeyin" içine seyircisini sokamayan yapısıyla Kapı, hala eksik bir film.
Bu amatörlük değil, ilahi adaletin bir yansıması... Sanki sinema tanrıları bize bir şey anlatmaya çalışıyor? :)
İyi güzel bir haber de, filmin 3D kameralarla mı çekildi yoksa sonradan mı dönüştürüldü, bundan bahsedilmemiş... Tamam kabul ediyorum, bu da önemli bir gelişme ama, asıl mesele filmi 3D çekebilmektir... Çünkü artık biliniyor ki, kimse 3D dönüştürme işlemine bulaşmak istemiyor çünkü işlem sadece seyircinin başını ağrıtıyor...




Romanını okuduğum için mi bu kadar beğenmedim filmi bilmiyorum ama Tykwer'e yakışmayan bir film olduğuna iddiaaya girebilirim bu filmin... Bence romanı çok iyi analiz etmemişler... Bir çok prikolojik kilit noktayı atlayıp kolaya kaçılmış... Ben Almanlar'dan bunu beklemezdim. Bir kitap ancak böyle kötü bir şekilde yansıtılabilirdi. Başardılar. Tykwer dönem filmi çekmesin bir daha.
Elbette bir roman uyarlaması olması sebebiyle kitabını okuyanlara film kitabı kadar hoş gelmemiş olabilir ama bu, filmin yerin dibine batırılması gerektiği anlamına gelmez. Bir kere film, kitaptan olağanüstü bir şekilde uyarlanmış ve hem kitabın hem de o dönemin havasını çok çok çok iyi yansıtmış. Berlin Filarmoni Orkestrasının da parçalarıyla yapmış olduğu katkı kesinlikle yadsınamaz. Birçok kilit noktanın atlanması tespitine de katılmıyorum. Yansıtılması gereken hemen hemen birçok şey beyazperde de yerini almıştı, daha ne istiyorsunuz anlamıyorum, herhalde bir kitabın tek tek bütün kelimelerinin aktarılmasını beklemiyordunuz umarım! Ayrıca Tykwer'da bu filminden sonra gözümde daha da büyüdü ve ne kadar usta bir yönetmen olduğunu kanıtladı. Son olarak bu tür kitap uyarlamalarında artık, "bir çok noktayı atlamışlar, olmamış vs." gibi boş tartışmaları bir yana bırakalım, çünkü uyarlamalarda elbette birşeyler eksik kalacak, bunun farkında olunması lazım!!