louiscyphre
louiscyphre İLE BİR ŞEYLER PAYLAŞ
TAKİP
Merhaba sayın editörler,,yazdığımız yorumları geri silme veya düzeltme şansımız yokmu,,varsa nasıl ??,,lütfen bir cevap,,teşekkür ederim.
Ancak her zaman kafama takılan bir soru var cevabını bulamadığım,,Corleone Ailesinin Sollozoyu öldürememesinin tek sebebi Sollozunun nerede saklandığı ve Michael ile yapılacak buluşmanın nerede olacağını bilememek ise...buluşmanın yeri öğrenildikten sonra, Corleone ailesi böyle riskli bir işi neden hala acemi Michaele yaptırdı,,demek istediğim Michael lavaboya gitmişken,Corleone ailesinin askerleri bir anda orayı basıp Sollozoyu ve gerekirse Mc Clusky,i öldürebilirdi,,neticede bu askerler dışarıda Michaeli bekliyordu,, Yönetmenin amacı tabiki Michael karakterini dahada güçlendirip merkez karakter yapmak ve ''Oğul Babanın intikamını kendi elleriyle aldı'' senaryosuyla dram boyutunu arttırmak,,işin aslı Michael , Sollozonun Babasını vurmasını ve Mc Clusky,ninde Michaelin çenesini kırmasını,kendine gurur meselesi yaptı ve bu işi kendi elleriyle bitirmek istedi,,işte burası daha bir iyi vurgulanmalıydı,,,,evet Baba filmi tüm zamanların en iyi filmleri listesine ilk beşlerden girmeyi sonuna kadar hakediyor,,arşivinizde yoksa kaybınız büyük.
Evet kesinlikle her türlü övgüyü hakeden bir film,senaryo,oyunculuk,görüntü kalitesi on numara,,ancak hapishanelerde andy duphresne ve çevresindeki arkadaşlarının çizdiği o sosyal klub vari arkadaşlıklar tablosu ne kadar gerçekçi o tartışılır,tabi diğer kötü mahkum karakterleri dengelemek niyetine böyle bir sunum yapılmış,,iyi mahkum kötü mahkum,,kesinlikle arşivlik bir film,,ve tüm zamanların en iyi filmleri listesine girmeyi sonuna kadar hakediyor,,ancak en iyi filmler listesinde 1 inci olacak kadar değil.
''Louis, I think this the begining of a beautiful friendship ''
''He,s looking at you kid ''
''Of all the gin joints,in all the towns,in all the world,she walks into mine''
''Sam,if its December 1941in Casablanca,what time is it in Newyork''
ve daha ne dialoglar,kendine aşık eden bir film.
Filmin tamamı stüdyoda çekilmiş olmasına rağmen,insanların akın akın Casablancaya gitmelerini sağlamış bir film,diye okumuştum bir yerlerde.
Arşivinizde bulundurun dememe gerek varmı.
Ah ah,,bir film bu kadar katledilebilir,,oysa her şey ne kadar güzel başlamıştı,,mega kent Newyorkun insansız bomboş o devasa sokakları,tek başına bir insan ve sadık köpeği, ve (bana göre) sinema tarihinin en inandırıcı ve ürkütücü zombileri,,her şey gayet mükemmel işlerken,,ve birden sanki yönetmenin çok acele bir işi çıkmış gibi,yada sanki elinde hiç negatifi kalmamış gibi
( burada aklıma Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni Haşmet Hasilkan geldi,nedense ) filmi apar topar bitirmesi,filmin o ilk 1 saat 15 dakikasını adeta kaldırıp çöpe atmış.
Oysa flashback,lerle hastalığın nasıl yayıldığını apokaliptik sahnelerle daha fazla gösterse ve bu flashbackleri filmin sonuna kadar yaysaydı, ve en azından bir gece daha zombilere dayansaydı,eminim daha tatmin edici olabilirdi.
Ancak film maalesef bu haliyle ,,çok şehvetli ve sabırlı bir önsevişmenin ardından hemen sonra gelen bir erken boşalma gibi olmuş ve hal böyle olunca neye sevinir neye üzülürsün ..karar vermek zor,,,neyse yinede hoş bir film.
Evet 1963 yılından bahsediyoruz,dahi bir yönetmen var ,,Hitchcock,,bugünün yönetmenlerinin her türlü teknoloji,bigisayar effektleriyle veremediği korkuyu,gerilimi,inandırıcılığı Hitchcock bunlar olmadan kat kat fazlasını veriyor,,öyleki filmi izleyen seyircinin %90,ı filim izledikten sonra ,kuşlara karşı şüpheli yaklaşmaya başlıyor ( bende dahil ) ve bir detay daha ,,filmde hiç müzik yok,,müzik adına duyabileceğiniz tek şey çocukların sınıfta söylediği şarkı ve kuşların kulak tırmalayan vahşi ötüşleri,,Sinemaseverler Arşivinizde mutlaka bulundurun.
efsane devam ediyor,devam filmlerinin en başarılısı ve bundan sonra çekilen her star wars devamı bu 2 başyapıt kadar başarılı değil,,,sırf gişe yapmak için böyle efsane filmleri neden harcarlar sanki
efsane olmuş bir başyapıta artık ne yorum yapabilirim bilmiyorum,sadece bir sinemasever olarak, yorumcular arasında olabilmek için buradayım,,,bu başyapıt film arşivinizde yoksa bir film arşiviniz yok demektir.
Scarlett---Tara!...Home. I'll go home, and I'll think of some way to get him back! After all, tomorrow is another day!
Sinemaseverlerin kesinlikle arşivinde olması gereken bir başyapıt..
sinema tarihinin önemli filmerinden bir tanesine tek bir yorum bile yapılmamış olması ne acı,,,kafası karışık,sırlarla dolu bir Vivian Leigh ve son derece itici bir tipi canlandıran Marlon Brando,,bu filmi bin tane gladyatör filmine değişmem,,nerede bu geçek sinemaseverler..??
Biraz Ben Hur biraz Spartacus, bol şiddet bol soslu,sonu başından belli bir film,evet kahramanımız bol acılar,bol badireler atlatıp mutlaka intikamını alacak ve kötü karakter belasını bulacaktır, tipik bir senaryo yüzlerce kez yazıldı,yapildı yeni bir şey yok. Filmi şenlendiren Russel Crowe,un karizmatik yapısı ve dövüş sahneleri,,şimdi alın bu 2 unsuru filmin içinden ,,geriye ne kaldı ?? Oliver Reed ve Joaquin Phoenix ...
üzgünüm,,bu filmi tüm iyi niyetimle bir kaç kez izledim ,,ve hala aklımda kalmış veya anlayabilmiş değilim,,eğer bir film akılda kalıcı olmuyorsa benim için iyi bir film değildir,,Kubrick usta bir yönetmen ,ancak her usta bazen bir kaç boş iş yapabilir,,bu Kubrick içinde geçerli...
Laurence Olivier merhametsiz Nazi eskisi rolünde gerçekten ürkütüyor,,Dustin Hoffman kendi halinde yahudi kökenli bir genç,,film bir anlamda Nazilerin yahudilere yaptığı işkenceyi,vahşeti 70 li yıllara taşıyor,,,,hal böyle oluncada ..is it safe..? sorusu sanki elmaslar için değilde yahudilere yönelikmiş gibi gözüküyor,,,mükemmel senaryo,mükemmel oyunculuk,,sinemada kalite arayanlar kesinlikle izlemeli..
Sinemasever olupta Matrix,e hayran olmamak olurmu,,ilk sinemada izlemiştim
film asıl şimdi başlıyor derken film sonuna gelmiş,,inanamadım,,bir filmin bitmesine daha önce bu kadar üzülmemiştim,,matrix felsefesi hayatın ta kendisi.
Terry--You was my brother, Charley.
You should have looked out for me a little bit.
You should've taken care of me a little so I wouldn't...
...have to take dives for short-end money. Charley--I had some bets down for you. You saw some money.
Terry--You don't understand, I could have had class!
I could have been a contender.
I could have been somebody.
Instead of a bum...
...which is what I am. Let's face it.
It was you, Charley!
Terry,nin ( Marlon Brando ) abisi Charley,e (Rod Steiger ) sitem ettiği unutulmaz sahne ve replikler.
maalesef ,o destansı baba1 ve baba2 filmine yakışmıyan bir film,,çok cılız,,bence hiç yapilmasaydı daha iyi olurdu,,şimdi şöyle bir düşünmek lazım eğer bu film baba 3 olarak değilde herhangi bir mafya filmi olarak çekilseydi,raflarda bile yerini alamazdı,,evet insafsızca bir eleştiri oldu ,ancak sinema tarihinin en iyi filmler listesine en başlardan giren o destansı baba filmine böylesine basit bir sonlama yapmakta çok insafsızca olmuş
bu filmi türk düşmanlığı yapılıyor diye eleştiren,kınayan,lanetleyen çok,,sanki türkiye cezaevlerinde dayak,işkence yokmuş gibi,,sanki bu memlekette adalet ,hukuk yüzde yüz işliyor gibi, bırak hapishaneyi karakolda bile dayak yersin,,,filmin yönetmeni Alan Parker '' Missisipi Burning,, filmi ile kendi ülkesindeki ırkçılığın en iğrenç halini sergilemiş ,,The Wall filmindede şiddeti,ikiyüzlülüğü,savaşı,eğitimi,insanlar arası ilişkileri eleştiren filmler yapmıştır,,,şiddet ,nefret,işkence ülkelerin değil İNSANIN sorunudur, bu budur,,amerikalısı,avrupalısı kendini en sert şekilde eleştirebilirken,,kendi ırkçılığını ,şiddetini sorgulayabilirken,bizde bunları yapanın ne şerefsizliği,ne vatan hainliği kalıyor,,kısacası hayatı kararıyor,,mesela nazım hikmet mesela yılmaz güney mesela ahmet kaya liste böyle sürer gider,,,evet film çok güçlü,çarpıcı mutlaka seyredin ve objektif olmaya bakın.
Evet itiraf ediyorum,ben bu filmde sessizce ağladım,,tekrar seyrettim tekrar ağladım,,Leonardın 30 sene sonra tekrar Annesini kucaklaması ve hastanenin kafetaryasında Paula ile veda dansı yürek sızlatıyor,,hayata tutunamamak ne acı...
Polanski yine '' Şeytan detaydadır'' demiş,detaylara dikkat!! filmin çekildiği ev Dakota House ,Newyorkun ünlü malikanelerinden,John Lennonun en son oturduğu ve önünde vurulduğu ev, Vanilla Sky filmindede bu ev kullanıldı,ve bir kaç belgesele konu oldu.......evet gerçek film severler bu filmi seyretmeden ölmesin,,detaylara dikkat.




bu tür filmleri yapmanın ne gereği var anlamadım,,bir felsefeyi seyirciye kafası karışmadan anlatabiliyomusun,, işte sanat budur bana göre,,,ben mecburmuyum yönetmenin karmakarışık felsefesini çözmeye,bir felsefe varmı yokmu oda belli değil,,o zaman bende boş duvarı kafama göre karalıyım sizde bundan mana çıkarmaya çalışın,,bumu sanat? herkes 1 ton analiz yapıyor,yok şunu demek istemiş yok bunu vurgulamış,,aslında kimsede bir şey anlamamış,,anlaşılacak bir şey yok zaten,,boşuna kafa yormayın.