nagg › profil

nagg

nagg İLE BİR ŞEYLER PAYLAŞ
TAKİP
nagg, RAKAMLARLA TÜRK SİNEMASI 2009 başlıklı yazıya bir şeyler yazdı
nagg
nagg

"hayat var" yılın filmiydi. değinilmemiş.

nagg, Persona (1966) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

hemşire alma'nın yüzünün bir çerçeve gibi kırıldığı sahneyle ve gene alma'nın eline çarpıp yere düşen ve kırılan bardak sahnesiyle bilinç kırılması, kişilik bölünmesini konu aldığının işaretlerini verir film. ayrıca filmde rüya, yani bilinç altı ile bilinç durumları karışık verilmiştir, bunu da alma'nın elisabet'e "dün gece odama geldin mi" diye sormasından anlıyoruz. biz onu gerçek sanmıştık izlerken ama rüya olduğunu söylüyor yönetmen ve bundan sonraki bazı sahneler de aslında bilinç altının farklı görünümleri olacak diye işaret ediyor. filme bilinçli olarak sanatın estetiğinden yararlanıp anlaşılmazlık katılmış, bütün gizemler estetiğe saklanmış ve biz estetiği yutarken birlikte gizemi de yutuyoruz izlerken. bu nedenle ikisini ayır edemediğimiz için filmi sorgulayacak güç bile bulamıyoruz. bergman'ın en kapalı kutu filmi olduğuna hiç şüphe yok, hatta tüm zamanların en ketum filmi bile olabilir. ama filmin her karesinde anlam aramak (ki bence bergman izleyiciye bunu yaptırmayı seviyor) bence gereksiz. çok okumuş psikanalistleri getirip bu filmiz iletseniz bile kendi bildiği subjektif gerçeklerini filme yamayarak bir şeyler çıkarımlamaya çalışacaktır. o yüzden filmi sadece bir sanat eseri gibi izleyip bırakmak gerekiyor kanımca, fazla sembolik öğeler içerdiğini de düşünmüyorum.

ayrıca bergman'ın başyapıtı falan değildir, asla. persona'ya gelene kadar daha şunlar var;

* det sjunde inseglet
* fanny och alexander

nagg, Sonbahar (2008) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

öncelikle filmin etkileyiciliği su götürmez bir gerçek, bunu inkar etmek sinemaya ihanet olur. müziklerle birlikte nerdeyse belgeselimsi bir epiklik yakalanmış bazı sahnelerde. ama ben kendi adıma söyleyeyim taraf tutan filmleri sevmiyorum. bana benimsenebilir gelmiyorlar. komunizm'e karşı sempatim bile var aslında ama bu taraf tutma filme çok gereksiz bir romantizm katıyor ve filmi karikatürleştiriyor bir bakıma. küçültüyor, sadece bir ülkü uğruna yaşanan bir hayatı yüceltmek. ve izleyici bunu öğrendiğinde (en azından tarafsız olan izleyici) sıkılıyor. oradaki hayatın gerçekliği ve göz alıcılığı filmin bitimindeki "...... çocuklarına" yazısıyla altüst oluyor. filmi bizden uzaklaştırıyor, orada uzaklarda bir yerde birileri belli birileri için bir film yapmış düşüncesi. ama bu filmin sinemasal olarak etkileyiciliğini azaltmıyor işte. sadece izleyicinin benimsemesi-benimsememesi durumunu değiştiriyor. çünkü biz filmi bir insan hikayesi olarak izledikten sonra ekrana gelen o yazıyı görünce filmin aslında bir ideal hikayesi olduğunu anlıyoruz ve biraz uzaklaşıyoruz filmden.

nagg, “Modern Zamanlar” İnsan ve Makine Karşı Karşıya başlıklı yazıya bir şeyler yazdı
nagg
1 nagg

öncelikle charles chaplin'i izlememiş olanların sinema kültürlerinden bahsedilemez. sessiz film'e karşı alerjisi olanların veya charles chaplin'in daha hiçbir filmini izlemeden onun ismini duyunca "amaan" demelerini mazur görmek sinemaya yapılacak en büyük ihanetlerden biridir. modern times bahsedildiği gibi onun en çok önemseyerek yaptığı işlerden biri. inanılmaz bir havası var filmin, her sahnesinde bir tebessüm vaad eder ve sisteme karşı oklarını o kadar zarif ve sanatsal bir biçimde atar ki bir çok kişi bunun bir eleştiri olduğunu bile anlayamaz. çünkü insan yönünden bakar olaya fikirleri çatıştırarak bir yere gelinemeyeceğini bilir. serseri'nin belki de dünyadaki en insancıl insan olduğunu film boyunca görüp içimize sindiririz. aşık olduğu kadınla birlikte modern dünyadan uzakta kurmak istedikleri hayatı hayal ederken biz de derin bir ah çekeriz, çünkü aynı zamanda günümüzü de anlatıyordur, dolayısıyla da bizi. bu yüzden asla eskimeyecek bir klasik modern times. defalarca izlemiş biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu filmde kendinizi bulacaksınız ve film bitiminde başka charlie chaplin var mı diye soracaksınız kendinize.

nagg, Pandora'nın Kutusu (2008) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

tsilla chelton'un bütün filmi kurtardığını rahatlıkla söyleyebilirim. yılın güzel yerli filmlerinden. oscar adaylığı için de güneşi gördüm'den çok daha umut vaad edici olabilirdi. oyunculuklarda ve bazı sahnelerde çok amatörce yapılmış hatalar dışında filmi benimseyebildiğimiz için rahatlıkla onları görmezden gelebiliyoruz. tebrikler öncelikle chelton'a daha sonra onur ünsal'a. gelecek vaad eden oyunculardan biri o da. (derya alabora'nın bir sahnede ağlayamaması, daha doğrusu gözyaşı dökememesi beni biraz düşündürttü, kamera önünde herkes ağlayabiliyor artık yahu yapmayın, o sahne yaş gelene kadar defalarca da olsa çekilmeliydi bence.)

nagg, Kırık Kucaklaşmalar (2009) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

filmin en büyük sorunu bana göre, sevimliliğinin olmayışı. filmde sevimli bir karakter yok neredeyse (belki junior ernesto bazı karelerde) bu da izleyicinin filmde kendini bulmasını veya bir karakterle kendini özdeşleştirmesini engelliyor. dolayısıyla izleyici filmi benimseyemiyor, yani yaşayamıyor. film izleyeninden uzak. izleyici filmi ötelerden izliyor "vay be bak orada neler oluyor" diye düşünerek. hayal kırıklığı yaratmasının en büük nedeni budur bence. görsel yaratıcılıklar da filmde çok eğreti durmuş desem yalan olmaz heralde. tek beğendiğim sahne junior ernesto'nun arabadan inip koşma sahnesi. orada "insan"ı gördüm sadece.

nagg, Yumurta (2007) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

harika bir film. beğenmeyen arkadaşlar filme küfredecekler neredeyse (: yahu bu filmin aksiyon veya bilim kurgu filmi olmadığını biliyorsunuz, e minimal sembolik filmlerden de hoşlanmadığınız belli, neden gidiyorsunuz ki o zaman filme, veya neden izliyorsunuz ki? bu film sizin için yapılmamış zaten, bu filmi izleyip çocuklar gibi mutlu olan bir izleyici kitlesi var (ben de o kitlenin içindeyim) onların mutluluklarını ve beğenilerini de sömürüyorsunuz bunu yaparak. yumurta nedir bunu düşündünüz mü hiç? filmde ne kadar hazine saklı, izleyip izleyip hiçbir şey anlamadım diyorlar. fol yok yumurta yok ne demektir bilir misiniz? annenin ne için adak istediğini görebildiniz mi filmde? bunları görebilenler filmi başuçlarına koyuyorlar, göremeyenler de suçu filme, yönetmene atıyorlar, hayır efendim iş izleyicide bitiyor.

nagg, Garip (1986) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

senaryo charles chaplin'in "the kid" filminden uyarlama.

nagg, Andrei Tarkovsky kişisine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

ingmar bergman ile birlikte sinema tarihinin zirve noktasıdır.

nagg, Sil Baştan (2004) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

çağımızın en fazla şişirilen filmlerinden biri. güzel ama abartıldığı kadar değil asla.

nagg, Ay'daki Adam (1999) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

izlenmez bu film. sonuna kadar izleyebilen varsa takdir ederim. film iğrenç espirili bir komedyeni anlatıyor bu nedenle filmin de iğrenç olması elzemdi zaten ama hiç tavsiye etmem. sadece başlangıcı güzel.

nagg, Babil (2006) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

filmi anlamak için zerre çabalamayanlar olmamış yakışmamış tarzı yorumlar yapmışlar. o halde izlemeyin arkadaşım irraritu filmlerini. gidin spielberg izleyin. sırf brad pitt var diye izlemeyin bi filmi böyle ter sköşe olursunuz işte. sinema bir kültür taşıyıcısıdır. birikim gerektirir. doluluk arar izleyicide. gelsin beni doldursun diye geçerseniz karşısına, bu ve benzeri filmlerden karmaşadan başka bir şey alamazsınız. film babil'i anlatıyor babil nedir bi araştırın. babil kulesi nedir neden yapılmıştır bunları bilin de izleyin filmi.

nagg, La stanza del figlio (2001) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

hiç yorum yazılmamış, ilginç. çok güzel bir bağımsız italyan filmi. çok da hüzünlü. son sahneler mükemmel, filmden çıkmışlar adeta.

nagg, Julie & Julia (2009) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

maryl bu rolüyle oscar alabilir ama amy adams biraz sönük kalmış, ona bu roller yakışmıyo zaten daha enerjik deli dolu rolleri tercih etmesi lazım ama eninde sonunda maryl ona da bir oscar kazandıracaktır.

nagg, Stalker (1979) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

sinema tarihinin başyapıtlarından biri. birçok yönetmenin taklit ettiği, sahneler esinlendiği kült film.

nagg, V (2005) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

romantik komunizm propagandası. karakter yaratmışlar ama o karakter değil karikatür olmuş. içime sinmedi.

nagg, Leon: Sevginin Gücü (1994) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

sonunun bu şekilde bitmesi seyirciyi rahatsız etti, ama öteki türlü bitseydi bugün bu filmden bahsediyor olmazdık.

nagg
nagg

adamın tutuklanması saçma. zaman aşımı olmuş 30 sene geçmiş. adalet ise her yerde olmalı bu. ülke mi seçiyor? orada serbest burada suçlu. hadi ordan, serbest bırakılmalı.

nagg, Bana Şans Dile (2001) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

çok ciddi söylüyorum, hayatım boyunca izlediğim en kötü film. bu kadar insanın bu kadar yüksek puan vermesine şaşırdım ve sinirimden gülüyorum şu an. sen bu filme 7.5 puan ver sonra da git semih kaplanoğlu veya reha erdem filmlerine 4-5 puan ver. dünyanın en komik şeyi ama bünye kaldıramıyor bi yerden sonra.

nagg, Soysuzlar Çetesi (2009) filmine bir şeyler yazdı
nagg
nagg

and the oscar goes to.....?

  • toplam: 60 kayıt